Çin Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çin Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2014 Salı

Çin İpek Yolunu Yeniden Canlandırmak İstiyor



Geçen günlerde açıklanan IMF verilerine göre dünyanın en büyük ekonomisi unvanını eline alan Çin, 2005’ten bu yana planlanan ve sürekli gündeme gelen ipek yolu projesini hayata geçirmek istiyor.
İpek yolu tarihe bakıldığında; eski Çin medeniyetini Batı’ya ulaştıran önemli bir kanal olmakla birlikte, aynı zamanda Çin ve Batı arasındaki ekonomik ve kültürel temaslarda önemli bir köprü niteliğindeydi. Günümüzde bu durum daha çok kültürel temaslardan ziyade yerini ekonomik temaslara bırakmış durumda. Çin İpek yolu projesi ile Doğu ve Batı arasında bir lojistik alt yapı kurmak istiyor. Geçmiş dönemlerde daha çok kara yolu ile oluşturulmuş bu proje şuan yerini daha modern ve günümüz teknolojisiyle benimsenen bir lojistik üssü ile düşünülüyor. Ayrıca İpek yolunu üç koridor halinde projelendirmek mümkündür. Bunlar Kuzey, Orta ve Güney koridor’dan ibarettir.

Kuzey koridoru, Çin’den başlayarak Rusya toprakları üzerinden Avrupa’ya uzanmakta ve Avrasya bölgesinde demiryolu taşımacılığı imkânı sağlamaktadır. Kuzey Doğu-Batı Koridoru olarak da adlandırılan rota, Batı Rusya topraklarındaki Trans-Sibirya Demiryolu hattı ile kıtalar arası köprü görevi üstlenmektedir. Ayrıca, Çin’in batı bölgesinden Kazakistan’a, buradan da Kuzey Koridoruna bağlanan ikinci demiryolu hattı ile bölgedeki demiryolu taşımacılığı ivme kazanmaktadır. Bu koridorun en büyük avantajı faal olmasıdır. Dezavantajları arasında ise demiryollarının yüksek bakım maliyetleri ve soğuk hava koşulları gibi coğrafik zorluklar yer almaktadır.

Orta Koridor, Çin’den başlayarak Kazakistan-Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya bağlanmaktadır. Orta Koridor, Batı Çin bölgesinden başlayarak, demiryolu ile sırasıyla Kazakistan, Azerbaycan (Hazar Denizi’nden feribot ile), Türkiye ve Avrupa’ya uzanmaktadır. Rota alternatif olarak Türkmenistan’a da bağlanmaktadır. Bu sayede Bakü ve Türkmen başı limanları denizyolu taşımacılığında kullanılmaktadır. Bu rota aktif kullanıldığı takdirde, Avrupa-Çin ticaret trafiğinden Orta Asya ülkeleri ekonomik fırsatlar yaratabilecektir. Özellikle Türkmenistan ve Azerbaycan limanlarında lojistik merkezler ve serbest ticaret sahaları kurulması, değer zincirlerinin yaklaşmasına imkân sağlayacaktır. Bu hat üzerinde etkin taşımacılık yapılabilmesi için öncelikle Hazar Denizi limanlarında gerekli altyapı yatırımlarının tamamlanması, ülkeler arası transit geçiş anlaşmalarının imzalanması ve demiryolu ağındaki teknik eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir. Bu koridorun Türkiye’ye yararları oldukça fazla olacaktır. Bu proje, Çin’den başlayıp Türkiye’ye kadar olan ve Türkiye’den sonraki ülkelere kadar uzanan ipek yolu ile, Türkiye’nin dış ticaretini artırıp hem ihracat hem ithalat yaparak karşılıklı ticareti gerçekleştirebilmek için aslında bir pazar niteliğindedir.

Güney Koridoru, Doğu’da Çin’den başlayarak, bölgenin güneyinde sırasıyla Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya uzanmaktadır. Rota üzerinde konteynır taşımacılığının yapılabilmesi için demiryolu ve karayolu kullanılabilmektedir. Ancak koridorun alternatifleriyle rekabet edebilmesi için demiryolu altyapısının tamamlanması, güvenlik sorunlarının aşılması ve ülkeler arası anlaşmalara gerek duyulmaktadır. Özellikle rotanın alternatif kollarından Afganistan tarafında demiryolu altyapınsın olmaması büyük dezavantajdır. Bununla beraber bölgenin ekonomik entegrasyonu için eksik ulaştırma altyapılarının giderilerek birbirine bağlanması önemlidir. Modern İpek Yolu bu sayede tekrar hayata geçebilecektir.

İpek yolu projesi yalnızca Çin’e değil bölgedeki birçok ülkenin yararına olacaktır. Özellikle bölgede bağımsızlığını kazanan Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan gelişmekte olan ülkeler arasındadır. Bu ülkelerin bir kısmı zengin yer altı kaynaklarını kalkınmanın anahtarı olarak görmektedir. Örneğin, Azerbaycan ve Kazakistan’ın ihracatında petrol ve petrol ürünlerinin payı, 2010 yılı verilerine göre, sırasıyla %88 ve %61’dir. Ancak altyapı yetersizliği ve sanayinin gelişmemiş olması, ülkelerin küresel değer zincirine ve entegrasyonuna engel olmaktadır. Bu ülkelerin lojistik altyapılarını güçlendirerek, petrol-dışı ihracat yapabilmeleri gerekmektedir.

Bu projede Türkiye’nin rolü olarak belirtebileceğimiz unsur ; Ortadoğu enerji merkezlerindeki çatışmaların giderilmesinde öncü rol oynayabilir ihtimalidir. Zira Türkiye, liberal ekonomiyi benimseyen, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak, bu anlamda örnek ve öncü bir konumdadır. Özellikle Turgut Özal’ın döneminden itibaren artan teknoloji kullanımı, genç nüfusu, doğal zenginlikleri, stratejik konumu, sermaye yönetimi, ithalata-ihracat modelleri, yatırım iklimi ve iş piyasası gibi konularda dünya devleti olma yolundadır.

Dünyadaki hammadde kaynaklarının yüzde 40’ı, enerji kaynaklarının yüzde 65’i Müslümanların yaşadıkları bölgelerde olması ve diğer ülkeler küreselleşmenin enerji merkezlerini kontrol için medeniyetler ve dinler arası diyaloglara yönelmeleri ile birlikte bir medeniyetler ittifakı benimsenmeye başlanmıştır.

Bu nedenle enerji hatlarının kavşak noktasında olan Türkiye’nin diğer Türk devletleriyle, sebep bağı olan Müslüman ülkelerle enerjinin adil dağıtımını sağlayan ekonomik birliktelikleri kurup yönlendirmesi potansiyeline sahip bir birikime sahip olduğu gerçeği ve güvenini hiç kaybetmemeliyiz. Nitekim belirttiğim üzere; Türkiye önemli bir stratejik konuma sahiptir. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan odak noktasıdır. Türkiye’nin bu projede yerini alması ve konumunu sağlam temellere atması hem 2023 hedeflerimize ulaşmamızda bir istikrar sağlanır hem de büyüme ve istihdam açısından süreklilik sağlayan bir politika sağlarız.


Tasarruf ve Siyasal Politika ile Çin Ekonomisi’nin Seyri




Çin ekonomisinde meydana gelen olağanüstü gelişme son dönemlerde dikkat çekmektedir. ABD’nin 1872 yılından bu yana dünyanın en iyi ekonomisi olma ünvanını elinden alan Çin son IMF verilerine göre dünyanın en iyi ekonomisi seçilmiştir. Çin, satın alma gücü paritesini (SAGP) 17,6 trilyon Dolar'a yükseltmiş ve 17,4 trilyon Dolar'da kalan ABD ise 2.olmuştur.

Peki Çin bu aşamaya nasıl geldi? Öncelikle tasarruf politikası üzerinde duracak olursak; Özellikle Doğu Asya ülkelerinin Adam Smith’i çok ciddiye almaları ve “laissez faire , laissez passer” (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) unsurunu ekonomilerine enjekte etmeleri 1950 yıllarından itibaren günümüze ekonomik başarıyla ulaşmalarında temel etkendir diyebiliriz. Öne çıkan ülkeler arasında ilk sırada Singapur gelmektedir. Singapur o dönemde yoksulluktan kurtulmak için bir tasarruf stratejisi benimsemiştir. 1955 yılında kurduğu Merkezi Tasarruf Fonu(MTF) ile işçilerin ve işverenlerin ücret gelirlerine %5 oranında katkıda bulunulmuş, bu oran 1985’li yıllara gelindiğinde %25 seviyelerine yükselmiştir. Singapur MTF sayesinde tasarruf oranlarını hep %50 oranında tutmayı başarmıştır. Burdan Çin ekonomisine gelecek olursak; Çin, Singapur’un tasarruf alanındaki başarılarını kopyalayan ve on yıllardır ciddi bir ekonomik büyüme kaydeden, ayrıca bu tasarruf modelini kendi ülkesinde farklı bir model haline getiren bir yapı ile günümüze kadar istikrarlı bir şekilde ulaşmıştır. Tasarruf yelpazesinin zıt uçlarında yer alan Çin ve ABD’deki tasarruflar arasındaki farklılıklar, ülkelerin tasarruf davranışları arasında niçin bu kadar farklılıklar olduğunu gösterecektir elbet.

Çin tasarruf alanında dünyada en yüksek orana sahiptir. Yarattığı tasarruf modelleri ile Singapur ve Malezya gibi ülkeleri de geride bırakmıştır. Çin, 1980 yılından günümüze gösterdiği mucizevi ekonomik başarısını büyük ölçüde yüksek tasarruf oranına borçludur. Çin’in kişisel tasarrufları, kurumsal tasarrufları ve devlet tasarrufları 1990’larda GSYİH’nin yarısına yaklaşmıştır. Son yıllarda ise daha fazla artış göstermiştir. Bu açıdan baktığımızda gerek Çin, gerekse ABD daha çok kişisel tasarruflara büyük önem vermiştir. Çin’de gayri safi kişisel tasarruflar GSYİH’nın %20’sinden fazla ve günümüzde de bu oran artış eğilimindedir.

Çin ekonomisinin siyasal zeminine tamamen komünist bir düzenden, liberalizm, kapitalizm ve komünizmin iyi tarafından bir parça alarak oluşturulan sistemin meyvesidir diyebiliriz. Gelir vergisinin bulunmadığı Karma Ekonomi’nin en iyi parçalarını bir bütün olarak işleyen Çin’de tasarrufu teşvik etmek, propaganda kampanyaları biçimini almıştır. Bu kapsamda, 1953 tarihli bir posterde bir grup mutlu, gülümseyen işçi, devlet tahvili almak için Çin Halk Bankası’na nakit para yatırıyor. 1990 tarihli posterde ise geleneksel bir kahraman olan Lei Feng gülümseyerek kumbaranın üzerine ‘tasarruf et’ yazıyor. Bir başka örnek ise 1990’larda caddelere büyük boy kırmızı pankartlar asılır ve ‘ Tasarruf etmek muhteşemdir’. Tasarruf etmeyi herkes için bir yurtseverlik görevi haline getiren bu kampanyalar, bugünkü yüksek tasarruf oranının ve ekonomik başarının zeminini hazırlamaktadır.

Bununla beraber Çin’in doğal kaynakları, ucuz hammadde ve işgücü temini, siyasi zemin ve tasarruf politikaları Çin’i bulunduğu noktaya getirmiştir. Bugün direk olarak Çinli üreticilerin ürettikleri malları değişik yönlerle açıklayabiliriz. Farklılaştırılmış ürün diyebiliriz ve ya kopyalama yöntemi ile ithal ikameci sanayi diyebiliriz. Fakat dünya markalarının da Çin’e yatırım yapıp, üretimlerini orada gerçekleştirmelerini sadece ekonomik gelişmeler ve ucuz işgücü ile açıklayamayız. Dünya markalarının Çin’de yaptıkları üretimleri, Çin Halk Cumhuriyeti hükümetine duyulan güvenin de önemli bir faktör olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu yüzden; Çin ekonomik faaliyetleri ile artık tüm dünya’da etkisini sürdürmeye devam edecektir.


Son olarak; verilere dayanacak olursak Çin ile ABD arasındaki satın alma gücü paritesi (SAGP) şuan 300 milyar dolar seviyesinde seyrederken, aradaki farkın 2015 yılında 1 trilyon dolar’a yaklaşacağı öngörülmektedir.

56 Yaşında Hayat Gözlerini Yuman Milyarder Steve Jobs'un Yazdığı Son Yazı

İş yaşamında büyük başarılara ulaştım. Kimilerinin gözünde yaşamım başarının simgesi, fakat işin dışında çok az neşem oldu benim. İşin sonu...