İnovasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnovasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2014 Salı

İnovasyon Başarının Anahtarıdır – 2



Bir önceki yazımın devamı niteliğinde olan bu yazımda, öncelikle daha çok güncel,ekonomik ve kişisel gelişime dayalı konulara değineceğimi belirtmek isterim.

İnovasyon bir farkındalık projesi gibidir. Günümüzde değişimin, yaratıcılığın,sürdürülebilir kalkınmanın temel ayağıdır. Bir ekonomi gelişme aşamasında ise inovasyon fikrini önce eğitim ile aşılamalı; proje eğitimleri, ileri düzey yabancı dil eğitimi ve bana göre en önemlisi girişimcilik eğitimlerini ön planda tutmalı. Sürdürülebilir bir istikrar isteniyorsa projeler desteklenmeli, ARGE harcamaları arttırılmalı ve girişim odakli faaliyetler kapsamlı işletilmelidir. Kalkınma aşamasında olan ekonomilerde görüldüğü üzere, sürekli teknolojik ve bilimsel yeniliklerle ülke ve dünya ekonomisine katkıda bulunan ülkeler, bu başarılarını disipline,eğitime,tasarrufa ve girişim ruhlu bir yapının var oluşuna borçlular.

Türkiye olarak daha başlangıç aşamasında olduğumuz bilim,teknoloji ve sanayi alt yapısını oluşturmaya devam ediyoruz. Özellikle üretilen yerli elektrikli araç ile güzel bir başlangıç yaptığımızı düşünüyorum. Ülkemizin üstün özellikli şirketlerinin başarısı ve girişim alt yapısına verdiği destekle sınırlı kalmayıp hükümet olarak ve biz gençler olarak elimizden geldiği kadar proje bazlı yenilikçi fikirleri her zaman dinlemeli ve hayata geçirmek için çaba göstermeliyiz. Ülkemizde ARGE harcamaları şuan yetersiz. Hedefler doğrultusunda GSYİH’in %3’ü aşması beklenen ARGE harcamaları ile başta hükümet olmak üzere birçok özel sektör kuruluşlarını heyecan sarmış durumda. 

Biz gençler olarak yatatıcı fikirlerimizi hayal niteliğinde düşünmeyip girişimci bir ruhla o projenin üzerine gitmeliyiz. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Türkiye Ekonomi Bankası, Borsa İstanbul ve çeşitli şirketler sizin yenilikçi fikirlerinizi asla geri çevirmez. Maddi anlamda her türlü desteği sağlayan bu kurumlar ayrıca belirttiğiniz fikirler doğrultusunda sizleri eğitiyor, gerektiği takdirde silikon vadisine bile sizden hiçbir maddi karşılık beklemeden götürüyor. Bizler düşünce yapımızdan ve subjektif bakış açımızdan kurtulmadığımız müddetçe “bu ülke gelişmez” dediğimiz müddetçe önümüzde birden fazla fırsat olmasına rağmen bilinçsizce konuştuğumuz müddetçe evet inovasyon ve yenilikçi politika elbette hayalden ibaret.

Belirttiğim üzere inovasyon istikrardan, azimden ve yenilikçi politika üzerinden geçer. Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında edindiğim bilgilerden de bahsedip yazımı tamamlamak istiyorum. Öncelikle Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı sayın Mehmet Büyükekşi’nin konuşmasından birkaç anekdot paylaşmak isterim. Büyükekşi konuşmasında ; Yaratıcı potansiyelin açığa çıkması için neler yapmamız gerekir? Medeniyete neler kattık ? sorularına büyük önem vermemiz gerektiğini belitmiştir.Ayrıca konuşmasından edindiğim bilgiler ise ; Türkiye bilişim evi, teknoparklar ve girişim evleri ile daha fazla değil daha akıllıca üreterek 2023 hedeflerine ulaşacaktır. Bunun için ARGE, inovasyon, markalaşma ve tasarım alt yapısı ile yüksek katma değer’e ulaşıp ülke ekonomisini önce gelişmişlik ardından kalkınma seviyesine getirmemiz gerekir. Bunlar ancak sürdürülebilir yenilikçi politikalarla ve istikrarla olabilecek şeyler, Hayal değil aksine eğitim eğitim eğitim…

İleri teknoloji üretimi ve ihracat payını arttırmak için; ARGE ve inovasyona yönelmemiz ve önem vermemiz gerekiyor. 2013 itibari ile gelinen seviyeyi belirtecek olursak şuan dünyanın her ülkesine ihracat yapıyoruz. Burdan edindiğimiz birçok tecrübe olsa dahi öncelikle yine belirtiyorum; yüksek katma değerli ihracat, küresel markalar ve ARGE’ye büyük çapta önem verilmeli. Bu düşünce uzun vadeli olarak benimsenmelidir. 3 temel yol inovasyon açığını kapatabilir. Bu unsurlar Sayın Mehmet Büyükekşi’nin de belirttiği gibi ; Ülkemizin yaratıcı potansiyelini ortaya çıkarmalıyız, Açık inovasyon ve kollektif başarı stratejisini benimsemeliyiz ve tüm potansiyelleri keşfederek uygulamaya koymalıyız.

Sayın Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasından edindiğim bilgileri aktaracak olursak; İnovasyon düşünce yöntemi ve hayat tarzıdır. Bu hayat tarzını öyle benimsememiz gerekir ki sadece inovasyon değil fikir, uygulama, ticarileşme ve rekabet kavramları da literatürümüzde yer alsın. Öyle ki bu kavramları hakkıyla zihnine yerleştiremeyen inovasyon alanında başarıya kolay kolay ulaşamaz. Sayın Başbakan’ın kongrede eğitim konusunda ifade ettiği sözler beni oldukça umutlandırdı. İfadesinde özellikle matematik, fizik, biyoloji, kimya ve teknoloji alanında çok büyük eksikler olduğunu ve bunları kapatmak daha kaliteli hizmet sunmak adına çalışmalar yapıldığını bizzat belirtti. Geç kalınmış evet ama fark edilmesi bile insanı heyecanlandırıyor. Sayın Davutoğlu ayrıca; yenilikçi düşünce için tasavvurun şart olduğunu ve bilginin tasavvurla ve tasarımla iyi kurgulanması gerektiğini belirtmiştir. Çıkarım yapacak olursak; Yenilikçi politika adımlarının hızlı atıldığı, teknoparklar ve girişim evleri ile sınırlı kalmayıp eğitimde, temel bilim alanlarında yeni laboratuvarlarla, yeni projelerle geleceğe yönelik yeni fikirlerin var olması, ülkemizi gelecek yıllarda ekonomik anlamda bir sıçrayışa yönelttiğini ifade edebiliriz. Burada üniversitelere de oldukça fazla iş düşmektedir. Üniversiteler ile ticarileşmenin önünün daha kapsamlı açılacağına inanıyorum Yeter ki ticarileşme kapasitesine sahip olan ürün ve hizmetler proje bazlı unsurlarla hayata geçirilsin.

Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında genel itibariyle edindiğim bilgileri belirtmek isterim.
İnovasyon yapılacaksa eğer öncelikle yeni pazarlar, yeni alanlar da keşfedilmeli. Tüketicinin ne istediği bilinmeli ve ona göre hareket edilmelidir. İnovatif fikre sahip olan bir insanın en az 4 5 fikir üzerinde durması gerekir. Sadece tek proje ile yola çıkmak sadece kısa vadeden ibaret bir proje niteliği taşır. Yani mutlata alternatif fikirlerimizin olması gerekir. Yenilikçi fikirlerin asıl anlamlılığını belirleyen müşterileridir. Fikir geliştiren birisi mutlaka müşteri ilişkilerinden anlamalı,problem çözmeye odaklı ve disiplinli olmalıdır. Bu üç özelliği taşıyan bir inovasyon mucidinin başarısız olma ihtimali oldukça düşüktür. Bir fikir irdelenmeli, beyin fırtınası ile çeşitlendirilmeli. Fikirler en az 5 kişi ile ve farklı alanlardan kişilerle daha verimli ve sağlıklı bir biçimde yürütülebilir. Yani anlayacağımız temel nokta; ‘Başarılı olmak için istikrar ve sürdürülebilirlik şarttır.’

Çok kültürlü ortamda yapılan inovasyon oldukça verimli sonuçlar verir. Günümüzde de görüldüğü gibi birçok inovatif fikirlerle teknoloji üreten şirketler farklı kültürlerle hep etkileşim içerisindedir. Bu aşamada; iletişime önem verilmesi ve eleştirilere açık olunması gerekir. Fikirlerimizde idealist ve ısrarcı olmamız gerekir. Farklı kültürden insanlarla etkileşimimizin iyi olması ve o kişileri iyi tanımamız gerekir. Çalıştığımız ortamda bir yönetici isek, bir yönetici gibi değil yönlendirici gibi davranmamız gerekir. İşte başarıya giden temel vurgular. Bu unsurları öğrenerek hayatımıza yeniden başlamak, yön vermek,düşüncelerimizi açığa vurmak, farklı kültür ve ortamlarla kaynaşmak bizi inovasyon düşüncesi içerisine yerleştirecektir. Temel amacımız her zaman azim ve yüksek irade olmalıdır.

Son olarak İnovasyon bir başarı öyküsünün alt yapısıdır. Ancak yapılan inovasyon istikrarlı ve sürdürülebilir aşamada ilerlemezse ileride zorlaşan bir inovasyon, marka endişesi ve mevcud işi bozma eğilimine girebiliriz. Aksi takdirde yenilik üzerine yenilik katmak ve sürdürülebilirlik daima önemli bir işleve sahip olmakla birlikte yaratıcı fikirlerin gelişmesine ve düşünce eğilimimizin istikrarla yükselmesine sebep olacaktır. Asla fikirlerinizi belirtmekten ve projelendirmekten korkmayın. Her iki yazımda da belirttiğim gibi birçok kuruluş biz gençleri ve genç girişimcilere her türlü desteği sunmaktadır.


“Başarıya giden yol daima inovasyondan geçer.”

İnovasyon Başarının Anahtarıdır – 1





İnovasyon; şirketlerin ve bireylerin teknolojik, sosyal, siyasal vb. politikalarında yenilikçi modellere yönelmesi ve ya farklılaştırma çabasına girişmesine denir. Günümüzde inovasyon bir ülkenin gelişmişlik düzeyini önemli ölçüde belirleyen etkenlerin başında gelir. Girişimcilik ve inovasyonu bir araya getirdiğimiz zaman AR-GE odaklı birey ve şirketlerin bütün halinde çalıştığını ve oluşturulan yenileşme hareketleriyle –örneğin son 6 yılda kurulan KOBİ’lerin %60’ının batması- şirketlerin ayakta tutunmasına yardımcı olur. Günümüz teknoloji çağında yenileşme hareketinin özellikle Japonya’da  daha belirgin halde olması ve Japonya’nın AR-GE çalışmalarına büyük önem vermesi ülkenin ilerlemesine,kalkınmasına ve kat kat gelişmesine sebep olmaktadır.

İstanbul’da düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası etkinliğinde olağanüstü fikir ve görüşlerin hakim olduğu, şirket CEO’larının ve ya temsilcilerinin başarı öykülerini üstün düzeyde bizlere aktarması kongrenin daha heyecanlı ve verimli geçtiğinin en önemli belirtilerinden biridir. Özellikle Arçelik firmasının ürettiği yeni nesil ürünler ve rakamlarla belirtecek olursak pazar payında Avrupa’da beyaz eşya sektörü alanında Beko adı altında 2.sırada yer alması, 130’dan fazla ülkeye hizmet sunması ve bu başarısına AR-GE ve inovasyon bilincinin şirket çalışanlarında yer edinmesi,inovasyonun sadece teknoloji ile değil her alanda uygulaması Arçelik’in başarısının en önemli göstergelerinden biridir. Beni oldukça derinden etkileyen(bana göre) en önemli yenilikçi uygulaması Afrika’da güneş enerjisi ile çalışan buzdolabı ve dondurucu üretilmesi, ayrıca sadece 20 derecede %80’e kadar tasarruf sağlayarak hijyenik yıkama yapan yeni nesil çamaşır makinası ile üstün başarılara imza atıyor Arçelik devi. Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu kapanış konuşmasında ; ‘Ülkemizin kalkınması ve dünyada öncü niteliklere ulaşılması inovasyonla olacaktır. Yatırımların artarak sürmesi herkes için bir sorumluluktur ve herkes bu sorumluluğun bilincinde olmalıdır dedi.’

Diğer konferanslara ortak bir payda altında değinecek olursak; Amerika’nın inovasyonda başarılı olmasında en önemli faktörün dışarıya yönelmek olduğunu ve içe dönük şirketlerin sadece %25 inovatif politika uyguladığı ve bu yüzden gelişiminin oldukça yavaş olduğu belirtildi. Ayrıca Amerika’nın uzun yıllardır inovasyona büyük önem vermesiyle özellikle serbest ticaret politikalarında başarıya ulaşması, Amerika’nın günümüze dek sürekli yenilikçi ve güçlü ekonomi politikalarıyla ulaşmasının belirleyicisidir. Ülkemizle kıyaslayacak olursak, Türkiye özellikle bir önceki yazımda da belirttiğim gibi 80’li yıllarda ithal ikameci politikadan kurtulması ve serbest ticarete başlamasıyla istenilen düzeyde olmasa da gelişme göstermiştir. Siyasi ve ekonomik krizler neticesinde 2002’ye kadar uzanan yanlış politikalar ve krizler 2002’de Güçlü Ekonomiye Geçiş Programıyla birlikte ülke ekonomisinde reformlara gidilmesi 2008 krizine kadar istikrarlı bir politika ile yola çıkılması ve 2008’den sonra hala etkisi altında olduğumuz küresel krizin tüm Avrupa ve nispeten ülkemizde de etkisini sürdürmesi bazı inovatif fikirlerin gelişmesine ve gecikmesine neden olmuştur.

Günümüzle 40 yıl önceki teknolojiyi kıyaslayacak olursak, 40 yıl önce yaşayan insanlar günümüzde dokunmatik ve ya temassız çalışan elektonik aletleri hayal bile edemezlerdi. Burdan anlaşıldığı üzere şuan hayalini kurduğumuz bir çok teknolojik yenilik 40 yıldan kısa bir sürede karşımıza çıkacaktır. Elbette ki inovasyon istikrar ve sürdürülebilirlik politikaları ile başarıya ulaşır. Bunu gelecekte ekonomik krizlerin olabileceği ihtimallerini katsak dahi global krizlerin var olmadığı bir dünyada inovasyon ülkelerin gelişiminin en temel araçlarından birisidir.

Dinlediğim ilginç bir olayıda sizlerle paylaşmak isterim. Hiç teknoloji görmeyen bir topluluğun çocuklarına tabletler dağıtılıyor. Yalnız bu çocuklar tabletin on/off tuşunu dahi hiç bilmezken, 5 günde 80 adet android uygulaması kullanıyor ve en ilginç vaka ise 6 ayda android uygulamasını hackliyorlar. Çıkarım yapacak olursak, yaratıcı fikirlerle kontrol hissinin bir arada yürütülmesi hissi oldukça önemli bir yere sahiptir özellikle çocuklarda. İnovasyon kavramının her toplumda daha ileri aşamalara ulaşması için; bakış açısı, yaratıcılık, birbiriyle bağlantılı olma ve toplumun izolasyonda olmaması gerekmektedir. İnovasyon çalışmalarına, teknoloji alanında büyül önem veren global şirketler sergiledikleri üstün performanslarını önceki cümlede belirttiğim 4 madde ile geliştirdikleri ortadadır. Örnek verecek olursak; Arçelik firmasının yaptığı yenilikler üstün stratejik politikalarla, 
bakış açısıyla ve yaratıcılığın ön planda tutulmasıyla gerçekleşmektedir.

Türkiye Ekonomi Bankası KOBİ’lere verdiği desteklerle Türkiye’de ön planda bulunan bir şirkettir. Kısaca değinecek olursak; Şirket son yıllarda girişimciliğe ve inovasyona verdiği önem ile TİM’in destekleriyle Girişim evleri projesini hayata geçirdi. Bu kurum girişim evleri ile inovatif fikirlere hem maddi hem de manevi anlamda destek vermektedir hemde hiçbir karşılık beklemeden. Özellikle projesi olanlar için önerebileceğim bir destek projesidir.

Genç istihdamı konusuna değinecek olursak; bu konuda büyük bir olasılıkla bir işsizlik ve globalleşmenin hakim olduğu açıktır. Bu sürecin olumlu olarak ilerletilmesi için genç girişimcilerin inovatif fikirlerle kendi istihdamını üretilecek destek ve politikalarla belirlemesi imkansız değildir. Bu konuda hükümetlere oldukça fazla iş düşmektedir. G20 genç girişimci Avusturma Başkanının belirttiği gibi; Büyük girişimciler öncelikle sorunu ortaya çıkarmalı, ardından sürdürülebilir bir politika anlayışına hakim olmalı ve hedef kitle belirlemelidir. Ayrıca şu 7 zihniyete adapte olmalıdır. Bunlar; Güven,fırsat,hızlı karar verme,risk,disiplin,çalışkan olma ve öğrenmeye odaklı bir yapı zincirinden ibarettir.

Borsa İstanbul yeni keşfettiği özel Pazar projesine ilk 6 ay ve 5 yıla kadar iyi bir iş modeli olanlar başvurabiliyor. Ayrıca istenilen şey; projenin işlenebilir ve desteklenebilir bir yapıda olmasıdır. Borsa İstanbul bu tür projelere know-how desteği sağlayarak girişimciyi model olarak sunduğu projenin benzerleriyle buluşturuyor ve her alanda destekliyor.


Son olarak geleceği tahmin etmenin en önemli görevi geleceği şekillendirmektir. Geleceği şekillendirmek ülkenin gelişme düzeyine ve kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Markalaşmaya önem verilmeli ve Türk ürünlerini global şirketlerin bünyesinde bulunan markalaşmış ürünlerle kıyaslanacak hale getirmeyi kendi zihnimizde yer edinmeliyiz. Katma değerli ürünler üretmeye önem verilmeli, inovasyon ve girişimcilik alanında eğitimlere ağırlık verilmelidir.

8 Eylül 2014 Pazartesi

Türkiye 2023 hedeflerine ulaşabilir mi?



Bildiğiniz üzere 62. Hükümet programında belirtilen güçlü ekonomi vurgusu 2023 hedefleri doğrultusunda oldukça sağlam temellere dayanan bir vurgudur. Nitekim 14 yılda sağlanan siyasi istikrar neticesinde uygulanan ekonomi politikaları ülke ekonomisini güçlendirmiş, yatırımlar artmış , enflasyon ve faiz tek haneli rakamlara inmiş, finans sektörü güçlenmiş ve  merkez bankasının bağımsızlığı ile gelen bu istikrar sürdürülebilir bir hal almıştır.
Türkiye’nin  2002 ‘den bu yana “siyasi istikrar” ve “güçlü ekonomi”  politikasına oldukça fazla önem veriyor olması ekonomi politikalarında başarıya ulaşabileceğimizin işaretlerini vermektedir. Enflasyon ve faiz açısından baktığımızda Türkiye 2002 öncesi %38’lik enflasyonla ve %63 olan borçlanma faiziyle deyim yerindeyse hasta adam statüsünde rol oynamaktaydı. 2002 sonrası sağlanan istikrar neticesinde Merkez Bankası yasasında bir takım düzenlemeler, ekonomide yerine oturtulan bir politika anlayışı, para ve maliye politikalarının titizlikle sürdürülmesi geleceğimize ışık tutan bir önermenin devamlılığıdır.
2023 hedefleri doğrultusunda oluşturulan 62. Hükümet programı özellikle AR-GE’ye , inovasyona , finansal istikrar’a verilecek önem, gelecek açısından umut verici bir durumdur. Fakat yıllardır hala yarasını saramadığımız “eski köye yeni adet getirme” geleneğinin devam etmesi, halkın refahının artması sonucu oluşan tasarruf açığı, büyüme hedefleri doğrultusunda önüne geçilemeyen bir cari açık , ulusal paramızın diğer ulusal paralara göre değersiz olması , hükümetin programlarında belirtse de hala İnovasyon ve AR-GE’ye yeterince önemin verilememesi 2023 hedefleri önünde büyük engeller oluşturmaktadır. Bu engeller ortadan kalksa da bu hedefte belirlenen 500 milyar dolarlık ihracat ve 2 trilyon dolarlık GSYİH hala aynı anlayış doğrultusunda gidildiği taktirde ulaşılması çok zor hedeflerdir.
Buraya kadar anlattıklarım daha çok 2023 hedeflerine ulaşmanın Türkiye’nin şu anki ekonomi ve AR-GE politikalarıyla zor göründüğüydü. Peki 2023 hedeflerine ulaşmamız için bize düşen görev nedir? Ulaşmak neden bu kadar zor ? Bildiğiniz üzere özellikle belirli üniversitelerde girişim odaklı çalışmalarda bir artış görülmektedir. İnovasyon yapılan yatırımlarla ve kongrelerle gençlere aşılanmaya çalışılmaktadır. Genç nesil teknolojinin ilerlemesi ile daha çok çalışma ve araştırma yapma potansiyeline doğru sürüklenmektedir. Bütün bunlar gençlerin geleceği için bir teşvik niteliğinde olsa da maalesef yeterli düzeyde eğitim alamayan gençler çoğu teşvikleri , finansman kaynaklarını , uygulamalı eğitimleri bilmemektedir. Gençlere asıl aşılanması gereken şey ; geleceğine ışık tut sloganı ile girişimciliğe karşı duyarlı , inovasyona karşı hevesli , özellikle tasarrufa karşı tutumlu bir tavır takınmalarının ne kadar önemli bir durum olduğudur. Gelişmiş ülkeler sadece gençler ile değil yaşadıkları tecrübelerle , inovasyonla , tasarrufla şuan dünyanın sayılı ekonomileri haline gelmişlerdir. Bir örnek verecek olursak Çin ekonomisinin bu kadar ileri seviyelere gelmesinin en temel nedeni ; tasarruf bilinci ve disiplinli yetiştirilen gençlerdir.
Bu yüzden ülke ekonomisine katkıda bulunmak bizim ülkemiz açısından biraz zordur. Bu zorlukları aşmak ve tüm engelleri sabırla geride bırakmak için sadece hükümetin değil bizlerinde inovasyona ve AR-GE’ ye önem vermemiz gerektiği aşikardır. Girişimci gençlerin yetişmesi ve bu gençlerle ülkenin gidişatına katkıda bulunmamız gerekir. Sadece imalat sanayi ile 2023 hedeflerine ulaşmak sadece hayalden ibarettir. Yeni kurulacak olan bilişim vadisi ile bu açıdan oldukça önemli bir projedir. Böylesine büyük yatırımların ve projelerin devam etmesi “Güçlü Ekonomi” anlayışının kararlılıkla sürüdürülmesi açısından olumlu bir tutum sergileyeceğinden hiç şüphem yok.
Süreklilik” başarıya giden yoldaki tüm engelleri yok etmesiyle meşhurdur.

https://twitter.com/GkhnAktoprak

12 Ağustos 2014 Salı

Ulaşamadığımız Vizyon : Girişimcilik




Küresel büyüme neticesinde vizyonlarını genişleten ve istikrarı ön plana koyan birçok şirket piyasada hâkimiyetini sürdürmektedir. Gelişmiş ülkelere bakacak olursak her şirketin kendine özgü bir yapısı ve kuralları vardır. Ekonomik varlığını gün geçtikte genişleten ve kar odaklı faaliyetlerinde başarılı olan şirketlerin bu istikrarı nasıl sağladığı hep merak konusu olmuştur.

Bazı şirketler kendi potansiyellerinin üzerine çıkmamak kaydıyla bir kültür revizyonuna uğrarlar. Şirketin asıl başarısının bu yöntemle geleceğine inanırlar ve çoğu şirket bu konuda her zaman başarıya ulaşmıştır. Şirketler kendi kültürleri ile kendilerine özgü kurallarla hareket etmeleri neticesinde bildikleri bilgileri pekiştirebilen ve yenilikçi fikirlere erişebilen bir yönetici konumuna ulaşmakta güçlük çekmiyorlar. Bu netice de belirli bir alt yapı girişimcinin elindeki en önemli hazinedir. Şirketler, uygulamaya koyduğu girişimcilik faaliyetlerinin genellikle teknolojik odaklı olmasına dikkat ederler. Günümüz teknoloji çağında en yüksek katma değere sahip ürünler teknolojik ürünlerdir. Bilim, Teknoloji ve Sanayi merkezli şirketlerin tek odak noktası artık inovasyon olmuştur. ( Yeni ürün – yeni sektör – yeni piyasa. ) İnovasyon daha önceki yazılarımda da açıkladığım gibi kısaca yenilik demektir. Yalnız farklılaştırılmış ürünler de inovasyon niteliği taşır. Yani inovasyon kelimesini sadece bir çatı altında değil de belki de binlerce çatı altında anlatıp aktarmak gerekir siz değerli okurlara.

Gelişmekte olan ülkeler yaratıcı fikirler ve teknoloji alanında belirli nitelikte beceri ve yeteneğe sahip değildirler. Bunun nedenleri de daha çok gelişmekte olan ülkeler de sağlanamayan ekonomik istikrar ve ekonomi odaklı faaliyetlerin şirketleri ve yapılarını etkilemesidir. Ekonomik odaklı faaliyetlerin sağlanması, kalkınma vizyonunun genişletilmesi ve en önemlisi istikrarın sağlanıp belirli bir hedef, amaç ve stratejiyi uygulamakla beraber bir iyileşme sürecinin başlaması kaçınılmaz ve sürekli hale gelir. Özellikler bazı şirketler yenilik yapamadıkları için yakınırlar. Hâlbuki düzenli bir eğitim, şirket çalışanlarının daha aktif rol oynamasını sağlamak için yapılacak sosyal faaliyetler ve en önemlisi şirketlerin gençler için açılacak eğitim programları ile gençlere birçok proje ve AR-GE çalışmasında yer vererek yürütülebilecek bir strateji, başarının temel anahtarına sahip olmak demektir.

Gelişmiş ülkelerde girişimcilik ve inovasyon halk tarafından benimsenmiş ve spor yapıp sigara içen bir birey değil de daima spor yapan ve aynı zamanda da bunun bilincinde olup sigara içmeyen birey kapsamında yollarına devam ederler. Gelişmiş ülkelerin üstün başarıları ve inovasyon odaklı serüvenleri ile şuan günümüzde de kullandığımız ve hayatımızın vazgeçilmezleri arasında olan akıllı telefonlar , tabletler ve laptoplar gibi binlerce ürün geliştirip küresel piyasaya hakim konumdadırlar. Bu ülkeleri başarıya götüren unsurlar ; stratejik plan ve projeleri geliştirebilecek imkanlara sahip olmaları ve inovasyon odaklı bilim çalışmalarıdır. Bu alt yapının kurulması ve geleceği görebilmek , ilerisi için daima başarı niteliğindedir. 

Maalesef ülkemizde ne girişimcilik adına ne de inovasyon adına yeterli düzeyde eğitim ve istikrar hâkim değildir. Bunu geliştirmek için eğitim odaklı girişimcilik eğitimlerine ve inovasyonun önemine çeşitli üniversitelerde ve eğitim alanındaki her birimde değinilmesi gerekir.


Girişimci şirketlerin günümüzde çoğalması ve Türk şirketlerin istikrarı sağlaması, Türkiye’nin gelecek dönemlerde ekonomik kalkınmasına büyük destek vereceğine inanıyorum. Siyasi baskılara maruz kalmadan yönetilen her ekonomik kurum, o ülkenin istikrarını arttırıcı politikalarıyla ülke ekonomisinin gelişmesinde ve ilerlemesinde büyük rol oynar.

https://twitter.com/GkhnAktoprak


Neden Girişimci Olmalıyız?



Girişimcilik sosyal projelerin ve yeni iş olanaklarının belirli hedefler dahilinde ısrarlı bir şekilde sürdürülüp uygulamaya konulmasının bir ön aşaması niteliğindedir. Günümüzde girişimci gençlerin azlığı maalesef hissedilir bir ölçüdedir. Gençlerin ülkemizdeki gidişatı dikkate alarak yeni olanaklara ve yeni imkanlara yönelmesi için neler yapılması gerekir? Aksi taktirde olacaklar nelerdir biraz bunlardan bahsedelim

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde inovasyon çerçevesi etrafında birçok yeni projelere imza atılmaktadır. Yenilikçi ürünlerle dünya çapında adından söz ettiren Avrupa ve Uzak Doğu ülkeleri genç nüfüsun az olmasına rağmen her yıl üstün başarılara imza atarlar. Özellikle teknolojinin gelişmesi ile birlikte hayatı kolaylaştırmak adına her türlü ürün ve hizmet alanında yenilikçi projelerle tüm dünyaya meydan okuyorlar. 

Ülkemizde girişimcilik ve inovasyon üzerine pek çok proje olmasına rağmen sadece ürün değiştirme ile başarabildiğimiz bu sürekliliği nereye kadar devam ettirebiliriz bilmiyorum ama gelecek yıllarda eğer destekler artarsa ve eğitim kalitesi ile birlikte lise ve üniversite öğrencilerinin girişim odaklı çalışmalarına fırsat tanınırsa ülkemiz gençliğinin yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Türkiye’de yeni iş fikirleri ve icatları olan birçok gencimiz maalesef destek alamadıkları için hedeflerine ilerleyemiyor ve hemen pes ediyorlar.  Hatırlanacağı üzere Türkiye’de ilk üretilen araba “Devrim”dir.  Bu arabanın yapılış aşamasını ve dönemin politikacılarını anlatan en iyi film “ Devrim Arabaları “ adlı filmdir. Bu filmde arabayı kısa bir sürede imkansızlıklara rağmen bitirmeye çalışan mühendisler ve bu mühendislerin önlerini kesmek için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışan politikacılar vardı. Bu politikacıların ülke kalkınmasına yönelik olumsuz tutumlarına rağmen mühendislerimiz arabayı bitirmişlerdir. Yalnız bu arabaların seri üretimi maalesef yapılmamıştır. Nedenini anlamışsınızdır umarım.

Bir girişimci tüm olumsuz şartlara rağmen hedefinde ısrar etmelidir. Her türlü maddi ve manevi bir desteği olmasa dahi kendi imkanları dahilinde yıllarca sürecek olsa bile hedefinden şaşmamalıdır. Bir girişimcinin bazen büyük icatlara imza atabilmesi için uçurumun kenarına kadar gelmesi gerekir.  Hele ki günümüz şartlarına binaen daha da ısrarcı olması gerekir. Ülkemizde gerek Kos-geb gerekse İşkur uygulamalı girişimcilik eğitimi adı altında birçok eğitim vermektedir. Bu eğitimleri başarı ile tamamlayan girişimcilere 30 bin tl’si hibe olmak üzere 70 bin tl ise faizsiz kredi olmak üzere toplam  100 bin tl destek verilmektedir. Eğer bir iş fikriniz ve ya projeniz varsa muhakkak başvurmanızı öneririm.

Girişimciliğin birçok teorik aşaması vardır ama bu aşamalara bakmak yerine kendi yolunuzu kendi imkanlarınız dahilinde çizmekte yarar var. Mesela bir girişimci öncelikle hedef belirlemeli, ardından stratejik bir planlama yapmalı, daha sonra fizibilite çalışması ve kararlılık ile sonuca doğru tüm engelleri aşarak yol almalı.


Sürdürülebilir düşünce her zaman en temel hedefiniz olsun çünkü pes etmek pişmanlıktır..

https://twitter.com/GkhnAktoprak


Girişimcilik ve İnovasyonun Önemi



Türkiye’de son yıllarda ülke çapına yayılan ve herkesin dilinde olan istikrarlı bir ekonomi politikasının alt yapısı sağlam temellere dayanmasa da kısa vadede güzel bir görüntü çizmektedir. İstikrarın sağlanması ve finansal sektörün etkin bir rol oynaması için devletin yürüttüğü özelleştirme politikası ile bir yandan özel sektörün etkinliği arttırılmaya çalışılıyor diğer yandan devletin asıl fonksiyonlarını etkin olarak kullanmasına fırsat tanıyor. Özelleştirme gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için en iyi fırsat niteliğindedir. Bu sayede ülkeler kasasına hiç dokunmadan hayat standartlarının yükseltilmesi ve geliştirilmesi için belirli yerlerde belirli imkânlarla yenilikçi projelere imza atmaktadırlar. Türkiye’de bu uygulama ile birlikte birçok yenilikçi projelere imza atıldı. Ülke geneline yayılan bu projelerle uzun vadede iş imkanlarının artması ve halkın bilinçlendirilerek her sektörde belirli bir alt yapının hazırlanması amaçlandı.

Türkiye’de inovasyon ve AR-GE çalışmaları maalesef çok yetersiz düzeydedir. Yükselen ekonomilerde ise inovasyon ve AR-GE’de en son sıralardayız. Bunun başlıca nedenleri ise eğitim yetersizliği ve bilinçsiz tüketicilerin bolluğudur. Türkiye’de şirketler inovasyon adına sadece farklılaştırılmış ürünler üreterek yollarına devam ediyorlar. Oysa ki şirketler tüm üniversitelere ve ya belirli üniversitelere bir AR-GE bürosu kursa ve mühendis adaylarına oralarda eğitim verse, ayrıca ülke kalkınmasında büyük rol oynayan enerji sektöründe yeniliklere imza atılsa önümüzdeki tüm engeller ortadan kalkar ve yükselen ekonomiler içerisinde belki de ilk sıralarda kendimize yer bulabiliriz. Bu konuda ise devreye girişimcilik girer. Girişimci gençlerin duyarlı olarak sadece siyaset üzerine bir politika benimsemesi oldukça yanlıştır. Ülkesini düşünen ve iyi yerlere gelmesini isteyen girişimci ilk olarak hedefler belirlemeli ve bu hedefler doğrultusunda emin adımlarla ilerlemelidir. Sosyal projelerle ve istihdam üzerine benimsenen girişimci idolünün ülke için yararı, uzun vadede oldukça etkindir.

Japon ev kadınlarının ülkemize yatırım yapıp kar sağlamaları girişimcilik örneğinin en güzel örneği niteliğindedir. Borsa İstanbul’dan hisse alıp satan bu girişimci kadınlar hem kendilerini hem de ülkelerini bu gayret ve başarılarıyla ileri noktalara getirmişlerdir. Bu sayede ülkelerinin kalkınmasında rol oynuyorlar ve bilinçli olarak yatırım yapıp kar sağlamaya çalışıyorlar.


Son olarak; Türkiye’de AR-GE hem politik hem de psikolojik açıdan benimsenmeli. Ülke genelinde AR-GE harcamaları arttırılmalı ve bu yönde çalışmalar yapılarak halk eğitilip bilinçlendirilmeli. Çeşitli sektörlerin etkin bir girişimciliğe bürünmesi ülkemiz kalkınması ve Türkiye’nin gelecek vaat eden ekonomiler arasına girmesi için bir fırsat niteliği taşır. Eğitim kalitesinin arttırılması ve duyarlı gençlerin yetiştirilmesi en büyük temennimdir.

https://twitter.com/GkhnAktoprak


56 Yaşında Hayat Gözlerini Yuman Milyarder Steve Jobs'un Yazdığı Son Yazı

İş yaşamında büyük başarılara ulaştım. Kimilerinin gözünde yaşamım başarının simgesi, fakat işin dışında çok az neşem oldu benim. İşin sonu...