ARGE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ARGE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2014 Salı

İnovasyon Başarının Anahtarıdır – 2



Bir önceki yazımın devamı niteliğinde olan bu yazımda, öncelikle daha çok güncel,ekonomik ve kişisel gelişime dayalı konulara değineceğimi belirtmek isterim.

İnovasyon bir farkındalık projesi gibidir. Günümüzde değişimin, yaratıcılığın,sürdürülebilir kalkınmanın temel ayağıdır. Bir ekonomi gelişme aşamasında ise inovasyon fikrini önce eğitim ile aşılamalı; proje eğitimleri, ileri düzey yabancı dil eğitimi ve bana göre en önemlisi girişimcilik eğitimlerini ön planda tutmalı. Sürdürülebilir bir istikrar isteniyorsa projeler desteklenmeli, ARGE harcamaları arttırılmalı ve girişim odakli faaliyetler kapsamlı işletilmelidir. Kalkınma aşamasında olan ekonomilerde görüldüğü üzere, sürekli teknolojik ve bilimsel yeniliklerle ülke ve dünya ekonomisine katkıda bulunan ülkeler, bu başarılarını disipline,eğitime,tasarrufa ve girişim ruhlu bir yapının var oluşuna borçlular.

Türkiye olarak daha başlangıç aşamasında olduğumuz bilim,teknoloji ve sanayi alt yapısını oluşturmaya devam ediyoruz. Özellikle üretilen yerli elektrikli araç ile güzel bir başlangıç yaptığımızı düşünüyorum. Ülkemizin üstün özellikli şirketlerinin başarısı ve girişim alt yapısına verdiği destekle sınırlı kalmayıp hükümet olarak ve biz gençler olarak elimizden geldiği kadar proje bazlı yenilikçi fikirleri her zaman dinlemeli ve hayata geçirmek için çaba göstermeliyiz. Ülkemizde ARGE harcamaları şuan yetersiz. Hedefler doğrultusunda GSYİH’in %3’ü aşması beklenen ARGE harcamaları ile başta hükümet olmak üzere birçok özel sektör kuruluşlarını heyecan sarmış durumda. 

Biz gençler olarak yatatıcı fikirlerimizi hayal niteliğinde düşünmeyip girişimci bir ruhla o projenin üzerine gitmeliyiz. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Türkiye Ekonomi Bankası, Borsa İstanbul ve çeşitli şirketler sizin yenilikçi fikirlerinizi asla geri çevirmez. Maddi anlamda her türlü desteği sağlayan bu kurumlar ayrıca belirttiğiniz fikirler doğrultusunda sizleri eğitiyor, gerektiği takdirde silikon vadisine bile sizden hiçbir maddi karşılık beklemeden götürüyor. Bizler düşünce yapımızdan ve subjektif bakış açımızdan kurtulmadığımız müddetçe “bu ülke gelişmez” dediğimiz müddetçe önümüzde birden fazla fırsat olmasına rağmen bilinçsizce konuştuğumuz müddetçe evet inovasyon ve yenilikçi politika elbette hayalden ibaret.

Belirttiğim üzere inovasyon istikrardan, azimden ve yenilikçi politika üzerinden geçer. Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında edindiğim bilgilerden de bahsedip yazımı tamamlamak istiyorum. Öncelikle Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı sayın Mehmet Büyükekşi’nin konuşmasından birkaç anekdot paylaşmak isterim. Büyükekşi konuşmasında ; Yaratıcı potansiyelin açığa çıkması için neler yapmamız gerekir? Medeniyete neler kattık ? sorularına büyük önem vermemiz gerektiğini belitmiştir.Ayrıca konuşmasından edindiğim bilgiler ise ; Türkiye bilişim evi, teknoparklar ve girişim evleri ile daha fazla değil daha akıllıca üreterek 2023 hedeflerine ulaşacaktır. Bunun için ARGE, inovasyon, markalaşma ve tasarım alt yapısı ile yüksek katma değer’e ulaşıp ülke ekonomisini önce gelişmişlik ardından kalkınma seviyesine getirmemiz gerekir. Bunlar ancak sürdürülebilir yenilikçi politikalarla ve istikrarla olabilecek şeyler, Hayal değil aksine eğitim eğitim eğitim…

İleri teknoloji üretimi ve ihracat payını arttırmak için; ARGE ve inovasyona yönelmemiz ve önem vermemiz gerekiyor. 2013 itibari ile gelinen seviyeyi belirtecek olursak şuan dünyanın her ülkesine ihracat yapıyoruz. Burdan edindiğimiz birçok tecrübe olsa dahi öncelikle yine belirtiyorum; yüksek katma değerli ihracat, küresel markalar ve ARGE’ye büyük çapta önem verilmeli. Bu düşünce uzun vadeli olarak benimsenmelidir. 3 temel yol inovasyon açığını kapatabilir. Bu unsurlar Sayın Mehmet Büyükekşi’nin de belirttiği gibi ; Ülkemizin yaratıcı potansiyelini ortaya çıkarmalıyız, Açık inovasyon ve kollektif başarı stratejisini benimsemeliyiz ve tüm potansiyelleri keşfederek uygulamaya koymalıyız.

Sayın Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasından edindiğim bilgileri aktaracak olursak; İnovasyon düşünce yöntemi ve hayat tarzıdır. Bu hayat tarzını öyle benimsememiz gerekir ki sadece inovasyon değil fikir, uygulama, ticarileşme ve rekabet kavramları da literatürümüzde yer alsın. Öyle ki bu kavramları hakkıyla zihnine yerleştiremeyen inovasyon alanında başarıya kolay kolay ulaşamaz. Sayın Başbakan’ın kongrede eğitim konusunda ifade ettiği sözler beni oldukça umutlandırdı. İfadesinde özellikle matematik, fizik, biyoloji, kimya ve teknoloji alanında çok büyük eksikler olduğunu ve bunları kapatmak daha kaliteli hizmet sunmak adına çalışmalar yapıldığını bizzat belirtti. Geç kalınmış evet ama fark edilmesi bile insanı heyecanlandırıyor. Sayın Davutoğlu ayrıca; yenilikçi düşünce için tasavvurun şart olduğunu ve bilginin tasavvurla ve tasarımla iyi kurgulanması gerektiğini belirtmiştir. Çıkarım yapacak olursak; Yenilikçi politika adımlarının hızlı atıldığı, teknoparklar ve girişim evleri ile sınırlı kalmayıp eğitimde, temel bilim alanlarında yeni laboratuvarlarla, yeni projelerle geleceğe yönelik yeni fikirlerin var olması, ülkemizi gelecek yıllarda ekonomik anlamda bir sıçrayışa yönelttiğini ifade edebiliriz. Burada üniversitelere de oldukça fazla iş düşmektedir. Üniversiteler ile ticarileşmenin önünün daha kapsamlı açılacağına inanıyorum Yeter ki ticarileşme kapasitesine sahip olan ürün ve hizmetler proje bazlı unsurlarla hayata geçirilsin.

Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında genel itibariyle edindiğim bilgileri belirtmek isterim.
İnovasyon yapılacaksa eğer öncelikle yeni pazarlar, yeni alanlar da keşfedilmeli. Tüketicinin ne istediği bilinmeli ve ona göre hareket edilmelidir. İnovatif fikre sahip olan bir insanın en az 4 5 fikir üzerinde durması gerekir. Sadece tek proje ile yola çıkmak sadece kısa vadeden ibaret bir proje niteliği taşır. Yani mutlata alternatif fikirlerimizin olması gerekir. Yenilikçi fikirlerin asıl anlamlılığını belirleyen müşterileridir. Fikir geliştiren birisi mutlaka müşteri ilişkilerinden anlamalı,problem çözmeye odaklı ve disiplinli olmalıdır. Bu üç özelliği taşıyan bir inovasyon mucidinin başarısız olma ihtimali oldukça düşüktür. Bir fikir irdelenmeli, beyin fırtınası ile çeşitlendirilmeli. Fikirler en az 5 kişi ile ve farklı alanlardan kişilerle daha verimli ve sağlıklı bir biçimde yürütülebilir. Yani anlayacağımız temel nokta; ‘Başarılı olmak için istikrar ve sürdürülebilirlik şarttır.’

Çok kültürlü ortamda yapılan inovasyon oldukça verimli sonuçlar verir. Günümüzde de görüldüğü gibi birçok inovatif fikirlerle teknoloji üreten şirketler farklı kültürlerle hep etkileşim içerisindedir. Bu aşamada; iletişime önem verilmesi ve eleştirilere açık olunması gerekir. Fikirlerimizde idealist ve ısrarcı olmamız gerekir. Farklı kültürden insanlarla etkileşimimizin iyi olması ve o kişileri iyi tanımamız gerekir. Çalıştığımız ortamda bir yönetici isek, bir yönetici gibi değil yönlendirici gibi davranmamız gerekir. İşte başarıya giden temel vurgular. Bu unsurları öğrenerek hayatımıza yeniden başlamak, yön vermek,düşüncelerimizi açığa vurmak, farklı kültür ve ortamlarla kaynaşmak bizi inovasyon düşüncesi içerisine yerleştirecektir. Temel amacımız her zaman azim ve yüksek irade olmalıdır.

Son olarak İnovasyon bir başarı öyküsünün alt yapısıdır. Ancak yapılan inovasyon istikrarlı ve sürdürülebilir aşamada ilerlemezse ileride zorlaşan bir inovasyon, marka endişesi ve mevcud işi bozma eğilimine girebiliriz. Aksi takdirde yenilik üzerine yenilik katmak ve sürdürülebilirlik daima önemli bir işleve sahip olmakla birlikte yaratıcı fikirlerin gelişmesine ve düşünce eğilimimizin istikrarla yükselmesine sebep olacaktır. Asla fikirlerinizi belirtmekten ve projelendirmekten korkmayın. Her iki yazımda da belirttiğim gibi birçok kuruluş biz gençleri ve genç girişimcilere her türlü desteği sunmaktadır.


“Başarıya giden yol daima inovasyondan geçer.”

İnovasyon Başarının Anahtarıdır – 1





İnovasyon; şirketlerin ve bireylerin teknolojik, sosyal, siyasal vb. politikalarında yenilikçi modellere yönelmesi ve ya farklılaştırma çabasına girişmesine denir. Günümüzde inovasyon bir ülkenin gelişmişlik düzeyini önemli ölçüde belirleyen etkenlerin başında gelir. Girişimcilik ve inovasyonu bir araya getirdiğimiz zaman AR-GE odaklı birey ve şirketlerin bütün halinde çalıştığını ve oluşturulan yenileşme hareketleriyle –örneğin son 6 yılda kurulan KOBİ’lerin %60’ının batması- şirketlerin ayakta tutunmasına yardımcı olur. Günümüz teknoloji çağında yenileşme hareketinin özellikle Japonya’da  daha belirgin halde olması ve Japonya’nın AR-GE çalışmalarına büyük önem vermesi ülkenin ilerlemesine,kalkınmasına ve kat kat gelişmesine sebep olmaktadır.

İstanbul’da düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası etkinliğinde olağanüstü fikir ve görüşlerin hakim olduğu, şirket CEO’larının ve ya temsilcilerinin başarı öykülerini üstün düzeyde bizlere aktarması kongrenin daha heyecanlı ve verimli geçtiğinin en önemli belirtilerinden biridir. Özellikle Arçelik firmasının ürettiği yeni nesil ürünler ve rakamlarla belirtecek olursak pazar payında Avrupa’da beyaz eşya sektörü alanında Beko adı altında 2.sırada yer alması, 130’dan fazla ülkeye hizmet sunması ve bu başarısına AR-GE ve inovasyon bilincinin şirket çalışanlarında yer edinmesi,inovasyonun sadece teknoloji ile değil her alanda uygulaması Arçelik’in başarısının en önemli göstergelerinden biridir. Beni oldukça derinden etkileyen(bana göre) en önemli yenilikçi uygulaması Afrika’da güneş enerjisi ile çalışan buzdolabı ve dondurucu üretilmesi, ayrıca sadece 20 derecede %80’e kadar tasarruf sağlayarak hijyenik yıkama yapan yeni nesil çamaşır makinası ile üstün başarılara imza atıyor Arçelik devi. Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu kapanış konuşmasında ; ‘Ülkemizin kalkınması ve dünyada öncü niteliklere ulaşılması inovasyonla olacaktır. Yatırımların artarak sürmesi herkes için bir sorumluluktur ve herkes bu sorumluluğun bilincinde olmalıdır dedi.’

Diğer konferanslara ortak bir payda altında değinecek olursak; Amerika’nın inovasyonda başarılı olmasında en önemli faktörün dışarıya yönelmek olduğunu ve içe dönük şirketlerin sadece %25 inovatif politika uyguladığı ve bu yüzden gelişiminin oldukça yavaş olduğu belirtildi. Ayrıca Amerika’nın uzun yıllardır inovasyona büyük önem vermesiyle özellikle serbest ticaret politikalarında başarıya ulaşması, Amerika’nın günümüze dek sürekli yenilikçi ve güçlü ekonomi politikalarıyla ulaşmasının belirleyicisidir. Ülkemizle kıyaslayacak olursak, Türkiye özellikle bir önceki yazımda da belirttiğim gibi 80’li yıllarda ithal ikameci politikadan kurtulması ve serbest ticarete başlamasıyla istenilen düzeyde olmasa da gelişme göstermiştir. Siyasi ve ekonomik krizler neticesinde 2002’ye kadar uzanan yanlış politikalar ve krizler 2002’de Güçlü Ekonomiye Geçiş Programıyla birlikte ülke ekonomisinde reformlara gidilmesi 2008 krizine kadar istikrarlı bir politika ile yola çıkılması ve 2008’den sonra hala etkisi altında olduğumuz küresel krizin tüm Avrupa ve nispeten ülkemizde de etkisini sürdürmesi bazı inovatif fikirlerin gelişmesine ve gecikmesine neden olmuştur.

Günümüzle 40 yıl önceki teknolojiyi kıyaslayacak olursak, 40 yıl önce yaşayan insanlar günümüzde dokunmatik ve ya temassız çalışan elektonik aletleri hayal bile edemezlerdi. Burdan anlaşıldığı üzere şuan hayalini kurduğumuz bir çok teknolojik yenilik 40 yıldan kısa bir sürede karşımıza çıkacaktır. Elbette ki inovasyon istikrar ve sürdürülebilirlik politikaları ile başarıya ulaşır. Bunu gelecekte ekonomik krizlerin olabileceği ihtimallerini katsak dahi global krizlerin var olmadığı bir dünyada inovasyon ülkelerin gelişiminin en temel araçlarından birisidir.

Dinlediğim ilginç bir olayıda sizlerle paylaşmak isterim. Hiç teknoloji görmeyen bir topluluğun çocuklarına tabletler dağıtılıyor. Yalnız bu çocuklar tabletin on/off tuşunu dahi hiç bilmezken, 5 günde 80 adet android uygulaması kullanıyor ve en ilginç vaka ise 6 ayda android uygulamasını hackliyorlar. Çıkarım yapacak olursak, yaratıcı fikirlerle kontrol hissinin bir arada yürütülmesi hissi oldukça önemli bir yere sahiptir özellikle çocuklarda. İnovasyon kavramının her toplumda daha ileri aşamalara ulaşması için; bakış açısı, yaratıcılık, birbiriyle bağlantılı olma ve toplumun izolasyonda olmaması gerekmektedir. İnovasyon çalışmalarına, teknoloji alanında büyül önem veren global şirketler sergiledikleri üstün performanslarını önceki cümlede belirttiğim 4 madde ile geliştirdikleri ortadadır. Örnek verecek olursak; Arçelik firmasının yaptığı yenilikler üstün stratejik politikalarla, 
bakış açısıyla ve yaratıcılığın ön planda tutulmasıyla gerçekleşmektedir.

Türkiye Ekonomi Bankası KOBİ’lere verdiği desteklerle Türkiye’de ön planda bulunan bir şirkettir. Kısaca değinecek olursak; Şirket son yıllarda girişimciliğe ve inovasyona verdiği önem ile TİM’in destekleriyle Girişim evleri projesini hayata geçirdi. Bu kurum girişim evleri ile inovatif fikirlere hem maddi hem de manevi anlamda destek vermektedir hemde hiçbir karşılık beklemeden. Özellikle projesi olanlar için önerebileceğim bir destek projesidir.

Genç istihdamı konusuna değinecek olursak; bu konuda büyük bir olasılıkla bir işsizlik ve globalleşmenin hakim olduğu açıktır. Bu sürecin olumlu olarak ilerletilmesi için genç girişimcilerin inovatif fikirlerle kendi istihdamını üretilecek destek ve politikalarla belirlemesi imkansız değildir. Bu konuda hükümetlere oldukça fazla iş düşmektedir. G20 genç girişimci Avusturma Başkanının belirttiği gibi; Büyük girişimciler öncelikle sorunu ortaya çıkarmalı, ardından sürdürülebilir bir politika anlayışına hakim olmalı ve hedef kitle belirlemelidir. Ayrıca şu 7 zihniyete adapte olmalıdır. Bunlar; Güven,fırsat,hızlı karar verme,risk,disiplin,çalışkan olma ve öğrenmeye odaklı bir yapı zincirinden ibarettir.

Borsa İstanbul yeni keşfettiği özel Pazar projesine ilk 6 ay ve 5 yıla kadar iyi bir iş modeli olanlar başvurabiliyor. Ayrıca istenilen şey; projenin işlenebilir ve desteklenebilir bir yapıda olmasıdır. Borsa İstanbul bu tür projelere know-how desteği sağlayarak girişimciyi model olarak sunduğu projenin benzerleriyle buluşturuyor ve her alanda destekliyor.


Son olarak geleceği tahmin etmenin en önemli görevi geleceği şekillendirmektir. Geleceği şekillendirmek ülkenin gelişme düzeyine ve kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Markalaşmaya önem verilmeli ve Türk ürünlerini global şirketlerin bünyesinde bulunan markalaşmış ürünlerle kıyaslanacak hale getirmeyi kendi zihnimizde yer edinmeliyiz. Katma değerli ürünler üretmeye önem verilmeli, inovasyon ve girişimcilik alanında eğitimlere ağırlık verilmelidir.

56 Yaşında Hayat Gözlerini Yuman Milyarder Steve Jobs'un Yazdığı Son Yazı

İş yaşamında büyük başarılara ulaştım. Kimilerinin gözünde yaşamım başarının simgesi, fakat işin dışında çok az neşem oldu benim. İşin sonu...