22 Eylül 2014 Pazartesi

Küreselleşme ve Oluşum Evresi



Küreselleşme ; ülkelerin ekonomik ,siyasal , sosyal ve teknolojik açıdan bütünleşmesi ve dayanışmasıdır.

Son çeyrek yüzyılda hızlanan ve küreselleşme olarak nitelenen sürecin ortaya çıkmasında bilişim ve iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim, ulaştırma maliyetlerinde azalma ve bunların üretim teknikleri ve piyasaların bütünleşmesi üzerine yarattığı köklü değişiklikler kuşkusuz önemli ölçüde etkili olmuştur.  Bugünkü küreselleşme sürecinin kökenleri neoliberalizmin 1970’li yılların sonlarında başlayan yükselişiyle yakından ilişkilendirilebilir. Öte yandan İkinci Dünya Savaş’ını izleyen yirmi beş – otuz yıllık dönemde özünde 1870 – 1913 yılları arasına düşen birinci küreselleşme döneminin kimi önemli izlerini taşımakta ve ona dönüş işaretleri vermektedir. Bu dönemde, dış ticaret serbestleştirmesi yolunda önemli adımlar atılmış olması, çok uluslu şirketlerin önem kazanması, üye ülkelerin iktisadi bütünleşmesi amacıyla oluşturulan Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun dünya ekonomisi içindeki etkisini arttırması ve başta Batı Avrupa’ya yönelik olmak üzere işçi göçünün önemli boyutlara ulaşması bu doğrultudaki gelişmeler arasında yer almaktadır. Ancak bu dönemin küreselleşme olarak nitelendirilmesini engelleyen iki temel unsur bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, İkinci Dünya Savaşını izleyen yıllarda siyasal anlamda bağımsızlıklarına kavuşan az gelişmiş ülkelerin, serbest piyasa ağırlıklı politikalar aracılığıyla dış dünya ile bütünleşmek yerine devlet önderliğinde içe dönük sanayileşme politikaları uygulamayı yeğlemiş olmaları ve sanayileşmiş kapitalist ülkelerin de Soğuk Savaş’ın etkili olduğu bu dönemde bu gelişmeye göz yummuş olmalarıdır. Bu bağlamda ikinci temel unsur ; bu ülkelerin birçoğunun doğrudan yabancı sermaye konusunda dikkatli ve hatta kuşkulu bir biçimde yaklaşmaları ve dış yardımlardan medet umarak devletten devlete borçlanmayı ön planda tutmaları ve uluslararası finans piyasalarının büyük ölçüde dışında kalmalarıdır.

1970’li yılların sonunda, aynı amaçlar doğrultusunda birlikte hareket etmeye başlayan IMF ve Dünya Bankası’nın katkılarıyla neoliberal ekonomi politikaları az gelişmiş ülkelerin büyük kısmına hızla yayıldı. Bu politikalar mal ve faktör piyasalarında fiyat müdahalelerinin kaldırılması, dış ticaretin ve  finans piyasalarının serbestleştirilmesi , kamu iktisadi kuruluşlarının özelleştirilmesi, doğrudan yabancı yatırımların ve dış finansal akımların serbestleştirilmesi, eğitim ve sağlık başta olmak üzere sosyal hizmet alanlarında özelleştirme eğilimlerinin yaygınlaşması ve iş gücü piyasasının esnekleştirilmesi gibi amaçları ön planda tutarak bu ülkeleri dışa açık serbest piyasa ekonomisi 
doğrultusunda dönüştürme yolunda etkili olmuştur.

1973 – 1980 dönemi, 1980 sonrasında ivme kazanacak küreselleşme sürecinin ortaya çıkması açısından önemli gelişmelere sahne oldu. Petrol ihracatcısı ülkelerin ellerindeki petrodolarlar içe dönük sanayileşme stratejileri uygulayan ülkelerin artan finansman gereksinimini karşılamak amacıyla sanayileşmiş ülkelerdeki finans kuruluşları yoluyla az gelişmiş ülkelere yönlendirilmeye başlandı. Bunun sonucunda, kısa süreli önemli bir artış gösteren uluslar arası özel finansal akımlar, bir yandan az gelişmiş ülkelerde uygulanmakta olan içe dönük sanayileşme modelinin bir süre daha sürmesine olanak tanırken, diğer yandan özel finansal piyasaların önemini arttırarak şimdiki küresel dalganın öncü bir unsuru oldu.

Yukarıda belirttiğim gibi 1980’li yılların başlarında neoliberal iktisat politikalarının da katkısıyla hız kazanan küreselleşme süreci , dış ticaret, yabancı sermaye ve özellikle finansal akımların hızla artmasında ve çok uluslu şirketlerin etkinlik alanlarının genişlemesinde önemli bir rol oynamıştır

8 Eylül 2014 Pazartesi

Türkiye 2023 hedeflerine ulaşabilir mi?



Bildiğiniz üzere 62. Hükümet programında belirtilen güçlü ekonomi vurgusu 2023 hedefleri doğrultusunda oldukça sağlam temellere dayanan bir vurgudur. Nitekim 14 yılda sağlanan siyasi istikrar neticesinde uygulanan ekonomi politikaları ülke ekonomisini güçlendirmiş, yatırımlar artmış , enflasyon ve faiz tek haneli rakamlara inmiş, finans sektörü güçlenmiş ve  merkez bankasının bağımsızlığı ile gelen bu istikrar sürdürülebilir bir hal almıştır.
Türkiye’nin  2002 ‘den bu yana “siyasi istikrar” ve “güçlü ekonomi”  politikasına oldukça fazla önem veriyor olması ekonomi politikalarında başarıya ulaşabileceğimizin işaretlerini vermektedir. Enflasyon ve faiz açısından baktığımızda Türkiye 2002 öncesi %38’lik enflasyonla ve %63 olan borçlanma faiziyle deyim yerindeyse hasta adam statüsünde rol oynamaktaydı. 2002 sonrası sağlanan istikrar neticesinde Merkez Bankası yasasında bir takım düzenlemeler, ekonomide yerine oturtulan bir politika anlayışı, para ve maliye politikalarının titizlikle sürdürülmesi geleceğimize ışık tutan bir önermenin devamlılığıdır.
2023 hedefleri doğrultusunda oluşturulan 62. Hükümet programı özellikle AR-GE’ye , inovasyona , finansal istikrar’a verilecek önem, gelecek açısından umut verici bir durumdur. Fakat yıllardır hala yarasını saramadığımız “eski köye yeni adet getirme” geleneğinin devam etmesi, halkın refahının artması sonucu oluşan tasarruf açığı, büyüme hedefleri doğrultusunda önüne geçilemeyen bir cari açık , ulusal paramızın diğer ulusal paralara göre değersiz olması , hükümetin programlarında belirtse de hala İnovasyon ve AR-GE’ye yeterince önemin verilememesi 2023 hedefleri önünde büyük engeller oluşturmaktadır. Bu engeller ortadan kalksa da bu hedefte belirlenen 500 milyar dolarlık ihracat ve 2 trilyon dolarlık GSYİH hala aynı anlayış doğrultusunda gidildiği taktirde ulaşılması çok zor hedeflerdir.
Buraya kadar anlattıklarım daha çok 2023 hedeflerine ulaşmanın Türkiye’nin şu anki ekonomi ve AR-GE politikalarıyla zor göründüğüydü. Peki 2023 hedeflerine ulaşmamız için bize düşen görev nedir? Ulaşmak neden bu kadar zor ? Bildiğiniz üzere özellikle belirli üniversitelerde girişim odaklı çalışmalarda bir artış görülmektedir. İnovasyon yapılan yatırımlarla ve kongrelerle gençlere aşılanmaya çalışılmaktadır. Genç nesil teknolojinin ilerlemesi ile daha çok çalışma ve araştırma yapma potansiyeline doğru sürüklenmektedir. Bütün bunlar gençlerin geleceği için bir teşvik niteliğinde olsa da maalesef yeterli düzeyde eğitim alamayan gençler çoğu teşvikleri , finansman kaynaklarını , uygulamalı eğitimleri bilmemektedir. Gençlere asıl aşılanması gereken şey ; geleceğine ışık tut sloganı ile girişimciliğe karşı duyarlı , inovasyona karşı hevesli , özellikle tasarrufa karşı tutumlu bir tavır takınmalarının ne kadar önemli bir durum olduğudur. Gelişmiş ülkeler sadece gençler ile değil yaşadıkları tecrübelerle , inovasyonla , tasarrufla şuan dünyanın sayılı ekonomileri haline gelmişlerdir. Bir örnek verecek olursak Çin ekonomisinin bu kadar ileri seviyelere gelmesinin en temel nedeni ; tasarruf bilinci ve disiplinli yetiştirilen gençlerdir.
Bu yüzden ülke ekonomisine katkıda bulunmak bizim ülkemiz açısından biraz zordur. Bu zorlukları aşmak ve tüm engelleri sabırla geride bırakmak için sadece hükümetin değil bizlerinde inovasyona ve AR-GE’ ye önem vermemiz gerektiği aşikardır. Girişimci gençlerin yetişmesi ve bu gençlerle ülkenin gidişatına katkıda bulunmamız gerekir. Sadece imalat sanayi ile 2023 hedeflerine ulaşmak sadece hayalden ibarettir. Yeni kurulacak olan bilişim vadisi ile bu açıdan oldukça önemli bir projedir. Böylesine büyük yatırımların ve projelerin devam etmesi “Güçlü Ekonomi” anlayışının kararlılıkla sürüdürülmesi açısından olumlu bir tutum sergileyeceğinden hiç şüphem yok.
Süreklilik” başarıya giden yoldaki tüm engelleri yok etmesiyle meşhurdur.

https://twitter.com/GkhnAktoprak

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Tasarruf’un Düşmanı : Aşırı Tüketim ve İsraf



Günümüzde tüketimin aşırı derecede özendirilmesi sonucu, insani ve ahlaki değerler aşınmakta; kültürel ve manevi zenginliklerden yoksun, çevreye karşı duyarsız, başkalarının açlığına ilgisiz kimi insan tipleri oluşmakta ve bu insanlar mutluluğu sırf tüketimde arar hale gelmektedir.

Aşırı ve dengesiz tüketim, insani ve ahlaki değerleri aşındırmakla beraber;  gezegenimizin potansiyel kaynaklarını da yok etmekte, çevremizde adeta çöplükten dağlar oluşmakta, ormanlar yok edilmekte, nehirler, sular ve hava kirlenmektedir.

Çok üretmek ve çok kazanmak için aşırı tüketimin gerekli görülmesi nedeniyle başta reklam olmak üzere çeşitli iletişim araçları kullanılarak yapay ihtiyaçlar oluşturulmakta; bu durum ise gelir dağılımında dengesizliklere yol açmakta, fakir ve yoksulların sayılarını hızla artırmakta, insanların değer ölçülerini değiştirmekte, tüketimiyle öne çıkarak gösteriş yapan ve lüks içinde yaşayan insanlar özenilir olmaktadır.

Aynı şekilde adeta insanların yaşamlarıyla özdeş hale gelen ve bilinçsizce kullanılan kredi kartları  ve tüketici kredileri tüketim çılgınlığını körüklemekte ve birçok insan gelirinin üzerinde borçlanarak harcamasını özellikle faiz ödeyerek gerçekleştirmektedir. Hatta kimileri birkaç yıl sonrasına ait gelirlerini bugünden tüketmekte, geleceklerini ipotek altına aldırmaktadır.

Diğer yandan her geçen gün ihtiyaç olmayan ürünlerin sayıları hızla artarken, tasarrufa yönelmek de neredeyse imkansız hale gelmektedir. Çünkü insanlar gün geçtikçe, daha önce gereksiz gördükleri ve ihtiyaç duymadıkları kimi ürünleri kısa bir zaman sonra farkında olmadan tüketir olmaktadır. Kimse tüketmekte olduğu bu ürünlere gerçekten ihtiyacı olup olmadığını sorgulamamaktadır.

Kısaca günümüzün tüketim anlayışı insanı ekonomik boyuta indirgemekte, tüketim bağımlısı yapmakta, dayanışma, muhtaçlara yardım , tabiatı koruma , israf ve gösterişten sakınma, hakkından fazlasını almama gibi dini ve ahlaki erdemleri aşındırmaktadır.


Bu bakımdan gerek bireysel gerekse toplumsal hayatımızda günümüz tüketim kültürünün getirdiği bu ve benzeri olumsuzluklara son vermek, tüketime değil; dengesiz,savurgan ve gösterişe dayanan tüketim çılgınlığına karşı ahlaki ve manevi rezervler oluşturmak büyük önem arz etmektedir. Bunun için bir yandan reel ihtiyaçları karşılamak için üretimi teşvik ederken; diğer yandan da varlıklarının, tüketimde israftan sakınıp tasarruf ederek, fakirlere, yoksullara gönüllü olarak gelir transferi yapmalarını sağlamak gerekmektedir. Çünkü tüketim bir amaç değil, araçtır. Amaç ise insanın ve toplumun mutluluğudur. Tüketimin mutlaka bir ölçüsü ve ahlaki normları olmalıdır.


17 Ağustos 2014 Pazar

Konfüçyustan Güzel Bir Ders : Hayatı Akışına Bırakmak



Konfüçyüs, öğrencilerine ders veriyordu. Sınıfa elinde dar uzun bir vazo ile geldi. Tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde de bir elma vardı. Elmayı vazonun içinde koyduktan sonra, vazoyu yere bıraktı ve şöyle dedi;

Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı alabilir.
Öğrencilerden biri atıldı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu.
Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalıştıkça elma elinden kaydı. Bir de elini vazoya sıkıştırdı, bağırmaya başladı:
Elimi çıkaramıyorum!

Konfüçyüs;
Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmezsen, elini çıkaramazsın.
Öğrenci biraz daha uğraştı, elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda mecburen bıraktı. Elini vazodan çıkardı. 

Konfiçyus’a sordu:
Elmayı vazodan çıkarmanın bir yolu var mı?

Konfüçyüs, nasıl olacağını göstereyim dedi ve vazoyu ters çevirdi. Elma kendiliğinden vazonun içinden yuvarlanıp çıktı. Öğrenciler çözümün bu kadar basit olması nedeniyle gülmeye başladı.
Konfüçyüs, öğrencilerine elmayı göstererek dedi ki:
Göründüğü gibi basit değil, bazen bırakabilmek daha zordur. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız.

Hayatın akışında bazen ulaşmak istediklerinize onları yakalamaya çalışarak değil, onların size gelmelerine izin vererek ulaşabilirsiniz. Bazen en doğrusu olayları kendi akışına bırakıp müdahale etmemektir. Sorunlara bakış açınızı değiştirdiğinizde farklı çözümler bulabilirsiniz.


14 Ağustos 2014 Perşembe

Tasarruf Etmek mi Zor Yoksa Yatırım Yapmak mı ?



Bir geliri olan herkesin tasarruf etme potansiyeli vardır. Yani, gelir varsa, tasarruf etme imkanı da söz konusu olabilir. Ancak tasarruf, sadece gelirden daha az gider varsa mümkün olabilir. Öyleyse, tasarruf sahibi olabilmek için gelirlerimizin giderlerimizi aşması gerekir.  Çok farklı gelir gruplarındaki bireylerden göreceli olarak daha yüksek geliri olan biri, geliri daha az olan birine göre daha düşük oranda veya miktarda tasarruf ediyor olabilir. Bunun çeşitli nedenleri olmakla birlikte, geliri iyi yönetememe, yüksek gelir seviyesindeki kişilerin harcama alışkanlıklarından vazgeçememesi ve hepsinden önemlisi tasarruf bilincinin zayıf olması veya en kötüsü, böyle bir bilincin hiç olmaması bu ilginç çelişkinin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu nedenle, tasarruf denilince mutlaka yüksek gelir sahibi olmakla bağlantılı bir durum akla gelmemelidir. Tasarruf etmek, özünde bir bilinç ve disipline dayanır. Benim gibi yaşı kırk dolayında olanların anne babaları temelde zor ekonomik şartları ağır bir tarzda hissederek yaşadıkları için, bu tecrübelerle birikim yapma disiplinleri çok daha güçlü olabilmektedir. Tasarruf olmadan geleceğe güvenle bakmanın, gelecekteki olası güzel zamanları doyasıya yaşamanın mümkün olmadığı da bir gerçektir. Özellikle şehirlerde eğitim ve sağlık, beklenti arttıkça ciddi harcama potansiyeli olan gider alanlarıdır. Bir dönem gelirsiz kalma, işsiz kalma veya zorunlu ihtiyaçları karşılayan bir geliri almada güçlük çekme hep tasarrufun kıymetini ortaya koyan durumlardır. Buradan hareketle tasarruf etmenin, hem gelecekteki güzel günleri finanse etme hem de olası zor durumlarda ihtiyaçları karşılamada çok temel bireysel gereklilik olduğunu söylebiliriz.
Tasarruf etmek zor mudur?
Tasarruf etmenin önemine vurgu yapan çok sayıda atasözümüz vardır. Örneğin, "Damlaya damlaya göl olur!" sözünü bilmeyenimiz yoktur. Peki kaçımız bunu uyguluyoruz? Bu söz temelde, küçük miktarlarda da olsa sürekli biriktirmenin zamanla büyük birikimleri sağlayacağını ifade eder. Bu konuda Türkçe atasözlerini yeterli bulmazsanız dikkatimi çeken İngilizce bir atasözünü gündeme getirmek isterim: "Liralardan endişeniz olmasın. Ancak, kuruşları düşünün!" Özellikle son yıllarda kendi hayatımda uygulamaya çalıştığım bu söz, temelde küçümsediğimiz miktarların aslında önemsediğimiz miktarların birer parçası olduğunu, liraların kuruşlardan oluştuğunu, tasarruf noktasında bu konuda yanılgıların olduğunu ifade eder. Günlük hayatımızda önemsenmeyen bir paket sigaranın esasında birgün bir ev parası olabileceğini düşünmüş müydünüz? Hergün sigara içen bir tiryakinin, bir paket sigaranın 7 lira olduğunu ve piyasada faiz oranlarının % 10 olduğunu varsayarak kırk yıl boyunca sigara içmeseydi ne kadar tasarruf edeceğini hesapladığımızda bu tutar, 40 yıl sonraki değerle 195.524 Lira olmaktadır! İşte tasarruf etmenin binbir çeşit yollarından biri de, gereksiz harcamaları ortadan kaldırmaktır. Burada, sigara içmenin sağlıkta ortaya çıkaracağı tahribat ve sağlık harcamaları dikkate alınmamıştır.
Çalışmak, üretmek ve gelir elde edebilmek çoğunlukla ciddi fikri veya fiziki emek gerektirir. İş hayatı risklerle doludur. Bu nedenle, gelir elde etmek herkes için kolay değildir. Tasarruf etmek de, bir işte çalışmak için gerekli olan beceriler gibi kişisel finansal hayatta bazı beceriler gerektirir. Bu beceriler, bir yerden özel bir eğitim almakla elde edilebileceği gibi kişinin kendini geliştirmesi ve başkalarının hatalarından dersler çıkararak kendi disiplinini sağlaması ile de elde edilebilir. Son yıllarda Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) öncülüğünde başlatılan "finansal okuryazarlık" çalışmaları ile temelde bireylerin kendi disiplinlerini oluşturmalarına ve temel bilgi birikimlerini artırmalarına destek verilmektedir. Bu nedenle Türkiye'de bireyler, burada üzerinde durulan tasarruf bilinci konusunda, SPK'nın çalışmalarını izleyerek kısa yoldan bilgi edinebilir ya da bilgi kaynaklarına ulaşabilirler. Bireylere rehber niteliğinde olabilecek kitaplar ve broşürler de bulunmakla birlikte, internet ortamında sürekli güncellenen bilgi setleri SPK'nın bir sitesi olanwww.yatirimyapiyorum.gov.tr veya İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın bir sitesi olanwww.bilincliyatirimci.org adreslerinde eğlenceli görsel malzemelerle yer almaktadır.
Yatırım?
Tasarruf konusunda başarılı olmak, bireyler için yeterli olmamalıdır. Bu, yatırım başarısı ile devam ettirilmelidir. Yatırım, temelde bir gelir veya kazanç beklentisi ile eldeki tasarrufun bir yere bağlanmasıdır. Bu yönüyle, bir gayrimenkul satın almak bir yatırım olduğu gibi bir şirkete ortak olmak yani hisse senedi satın almak da bir yatırımdır. Birincisi reel yatırım ikincisi ise finansal yatırımdır. Her ikisi de bireyler açısından yatırım seçenekleri arasında yer almalıdır.
Günümüzde pek çok tasarruf sahibi yatırım yapma konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bir kısım bireyler nereye yatırım yapacağı konusunda bilinç sahibi değilken bir kısım bireyler de tasarruflarını yatırıma hiç yönlendirmemektedir. Her iki durum da, zor kazanılmış ve biriktirilmiş tasarrufların kaybı, erimesi hatta tümüyle yok olması anlamına gelebilir. Öte yandan yatırıma yönlendirilmemiş tasarruflar, genel ekonomi için de büyük kayıp sayılır. Çünkü altın yumurtlayan tavuğun yumurtalarını dikkate almamak, yok saymak, sadece tavuğu eti için beslemeye benzer ki, bu durum hem sahibi hem de toplum için kayıptır.
Tasarruf etmek ne kadar bilinç ve disiplin gerektiriyorsa yatırım yapmak da en az o kadar bilinç ve disiplin gerektirir. Yatırım yaparken karşılaşılan tehlikeler ise genellikle tasarruf ederken söz konusu bile olmayabilir. Çünkü, birikim yapılıp yapılmadığı bilgisi genelde açık değildir; kişisel bilgidir. Ancak yatırım yapacakken bir araştırma yapmaya kalktığınızda etrafınızda çok sayıda "akbaba" dolaşmaya başlayabilir. Hem ülkemizde hem de dünyanın diğer ekonomilerinde, binbir çeşit süslü sözler, abartılı reklamlar, hileli yöntemler ile birikimi olanları aldatmaya çalışanlar hiç eksik olmamaktadır. Devlet, bu niyetteki kişilere karşı koruma kalkanları oluşturmaya çalışsa da, kişi kendi kalkanlarını kurmadıkça kişinin tehlikelerden tümüyle korunması zordur. Bu da bilinçli yatırım yapmayı gündeme getirir. Bilinçli yatırım yapmak için, oturup saatlerce kalın kitaplar okumaya gerek olmayabilir. Herkesçe kullanılabilecek kontrol yöntemlerini kullanmak ve sürü psikolojisinden uzak durmak birkaç yoldur. Hiç tanımadığınız biri size, çok cazip bir yatırım imkanından bahsediyorsa, üstüne üstelik size risksiz ve garantili yatırım imkanı sunduğunu iddia ediyorsa bilmelisiniz ki, gerçek hayatta böyle bir durum dolandırılmak üzere olduğunuza işarettir. "Sizi çok sevdim, bu yatırım imkanını size mutlaka sunmak istiyorum." diyen yeni tanıdığınız bir kişinin bu sözleri çok sayıda kişiye söylemiş olabileceğini ve gerçekte bu sözlerin sizi bir hataya düşürmek üzere tasarlandığını anlamak zor olmasa gerektir. Gerçek hayatta hiç eksik olmayan bu tehlikelere karşı temel yatırım yapma kurallarını sürekli hatırlamak ve uygulamaktan başka çare yoktur.
Yatırım yapmanın tehlikelerini düşünen bazıları, yatırım yapmanın tehlikelerine karşı yatırım yapmamayı ve tasarruflarını yastık altında saklamayı tercih edebilir. Ancak şurası bir gerçektir ki, tasarrufları yatırıma yönlendirmeyip yastık altında saklamak, yatırım yapmaya göre çok daha zararlı ve tehlikelidir. Çünkü bir yatırıma bağlanmayan tasarruflar, herşeyden önce paranın satın alma gücünü kemiren enflasyon karşısında eriyecektir. Bugünkü 100 lira ile bugün alabileceğiniz gıda maddelerini aynı miktarda ve kalitede iki yıl sonra yine 100 lira ile satın almak, enflasyon etkisi nedeniyle mümkün olmayabilir. Bunu herhalde kimse istemez. Öte yandan, ekonomilerde her zaman cazip yatırım imkanları bulunur. Makul risk seviyesinde makul getiri imkanlarını değerlendirmek, aynen tasarruf etmek gibi akıllıca bir birey davranışıdır. Geçmişte rastladığımız; tasarrufların evde veya iş yerinde bir kasada saklanmasının ise başlı başına çalınma, kaybolma, deforme olma, zamanla geçersiz olma, unutulma, kaydı bulunmaması nedeniyle varlığının ispatlanaması gibi hiç de ihmal edilemeyecek risklerle karşı karşıya olduğunu hatırlamalıyız.
Sözün özü, tasarruf etmek de yatırım yapmak da bilinç ve disiplin ister. Bu bilinç ve disiplini elde etmek ise, herkesin gücünün yeteceği bir miktar gayret gerektirir. Tasarruf ederken gösterilen gayret kadar yatırım için de karar vermeden önce araştırma konusunda gayret gösterilmelidir. Böylece, erdemli bir davranış olan tasarruf etme ile akıllıca bir davranış olan yatırım yapma faaliyeti, mutlu ve huzurlu günlerin anahtarı olur. Sanırım bu anahtara herkes sahip olmak ister.

Tasarruf Sıkı Maliye Politikası İle Mümkün



Dünya Bankası Türkiye maliye politikasına ilişkin yaptığı incelemede, hane halkının tasarruf alışkanlıklarına yönelik bir çalışmaya yer verdi. Buna göre, başta gelir ve konut sahipliği olmak üzere çeşitli alışkanlıklar nedeniyle hane halkının ve özel kesimin yakın dönemde tasarrufa katkı vermesi mümkün görünmüyor. Dünya Bankası çalışmada, IMF’nin de yaptığı bir çalışmaya atıfla şimdilik; Türkiye’nin önündeki tek seçeneğin maliye politikasını sıkılaştırarak kamu tasarrufunu artırmak olduğu görüşünü savundu. Dünya Bankası tarafından hazırlanan Türkiye Kamu Maliyesi İncelemesi raporunda, son dönem Türkiye ekonomisindeki en önemli sıkıntılardan olan yurt içi tasarruf düşüklüğündeki en önemli unsurlardan biri olan hane halkı tasarruf davranışlarına yönelik bir incelemeye yer verildi.

İncelemede, tasarruflarla ilgili hesaplamalarda, enflasyonun şişirici etkisi ve enflasyondan korunmak için hane halkının birikim yapma etkisine yönelik verilere de bakıldı. Bu kapsamda, Türkiye’nin yüksek enflasyonun etkisinden çıktığı 2001 yılı sonrasında, enflasyon artışları düzeltildiğinde, özel tasarruflardaki gerilemenin üçte birinin enflasyon etkisinden kaynaklandığı, ancak buna rağmen Türkiye’nin hem kamu hem de özel tasarruflardaki düşüşünün enflasyon etkili olmadığı, düşüşün reel olduğu sonucuna ulaşıldı.

Hane halkının tasarruf davranışları

İncelemede, Türkiye’deki hane halkının tasarruf davranışlarına yönelik yapılan çalışmaların sonuçlarına yer verildi. Ev sahibi olup olmama, sağlık harcamaları ve sağlık riski tasarruf davranışlarında etkili unsurlardan biri olarak belirlendi. Bu kapsamda, gelir artışının tasarruf artışına doğrudan etkisinin ölçüldüğü ve gelirlerdeki her yüzde 1 artışın, tasarruflara yüzde 0.3 oranında etki ettiği belirlendi. Ev sahipliğinin de bireylerin tasarrufuna etki ettiği, evlerinin sahibi olan hanelerde hane halkı başına tasarruf oranının yüzde 3.5 oranında gerileme kaydedildiği vurgulandı. İkinci bir konutu olan hanelerde ise tasarruf düşüşünün yüzde 4 e çıktığı, toplamda ise yüzde 3 tasarruf düşüşü ölçüldü. Çalışmada, 2008 yılındaki mali krizde tasarrufların konuta yöneldiğini, 2008 ve krizin etkilediği takip eden yılda yüzde 5 konut değer düşüşünün, yüzde 40 genel mali varlık değer düşüşünün çok altında olmasının bunu kanıtladığı belirtildi. Tasarruf eğilimini artıran unsurlar ise sağlık riski ile işsizlik riskine yönelik kaygılar olduğu, sosyal güvenlik kapsamındaki sağlık unsurlarının tasarrufları etkilemede önemli unsur olduğu belirtildi. Hane halkının yaş durumunun da etkili faktörler arasında bulunduğu, genç ailelerde tasarrufun daha yüksek olduğu kaydedildi. Çalışmada kadının çalışmamasının da tasarruf oranını ciddi olarak düşürdüğü bilgisine yer verildi.

Yüzde 12’lerdeki özel tasarruf oranı kalıcı

Çalışmada Türkiye’deki düşük özel tasarruf oranını 2011 itibariyle yüzde 12’ler düzeyine indiği ve mevcut veriler ışığında bu seviyelerin “muhtemelen kalıcı” olacağı sonucuna ulaşıldı. Gelişmekte olan diğer ülkelerdeki deneyimlerin de bu tahmini desteklediği belirtilen çalışmada, özel tasarrufları etkileyebilecek unsurların, ev sahibi olan hanelerdeki konut değer artışı beklentisinin azalması ile kadınların iş gücüne katılımıyla yukarı doğru bir trend sergileyebileceği belirtildi.

“Konut zenginliği” algısını bozun, kadınlar iş gücüne katılsın

Dünya Bankası çalışmasında, özel tasarruflardaki artış imkanlarının çok kısıtlı olduğu vurgulanarak, kamunun tasarrufunu artırması önerisi tekrarlandı. Özel tasarrufların artırılmasına yönelik iki öneri geliştirildi. Hükümetin bireysel emeklilik yoluyla tasarrufa özendirme çabalarının olumlu etkisi olacak ancak sınırlı kalacak. Yeni politika olarak ise hanelerin zenginlik artışı algısına yol açan konut değer artışına vergi yoluyla (değer artışının bir kısmının vergilenmesi) müdahale için, hane halkının konut satışında 5 yıl olan vergi muafiyetinin kaldırılması önerildi. Kadınların iş gücüne katılımının desteklenmesi de özel tasarrufları artırmada bir yol olarak gösterildi. Genel tasarruf oranlarının artırılmasında ise kamunun ana etkiyi yaratacağı belirtilen çalışmada, benzer sonuçlara IMF’nin de ulaştığı hatırlatıldı. Düşük tasarruf oranı nedeniyle yabancı sermaye girişlerine olan bağımlılığı azaltmak amacıyla, mali hedeflerin sıkılaştırılması gerektiği vurgulandı. Bu amaca yönelik olarak sosyal güvenlik harcamalarının cari transferlerle kapatılması yerine, kamunun bu açıkları kapatmak için geliri kaynak gösteren bir pay ayırması önerildi. Öte yandan, çalışmada tasarruf-büyüme ilişkisine yönelik olarak bazı senaryolar da test edildi. Buna göre, yüzde 3 seviyesinde bir büyümenin yaşandığı ve şartların aynı kaldığı bir senaryo içinde ulusal tasarruflar yüzde 10’lara kadar düşecek. İkinci senaryoda ise gelir, kurumlar ve servetten alınan vergilerde yapılacak bir artış kamu mali dengesini büyük oranda iyileştirecek ve orta vadede tasarruf oranını yüzde 20’lere yaklaştıracak. Dolaylı vergilerde yapılacak bir düşüş yönlü düzenleme ise tasarruflarda sadece yüzde 0.3’lük bir artışa yol açacak, ancak hizmet sektöründeki istihdamda büyümeye etkisiyle birlikte bu artış da anlamsız hale gelecek.

Kaynak : Dünya Gazetesi 06.06.2014


13 Ağustos 2014 Çarşamba

2014 KPSS ÖN LİSANS / ORTAÖĞRETİM SINAVLARINDA ÇIKMASI MUHTEMEL GENEL KÜLTÜR BİLGİLERİ



1.IMF ye borcumuz 2013 te bitti.
2.2013 Türk dünyası başkenti Eskişehir seçildi
3.2013 yılı UNESCO tarafından Piri Reis yılı ilan edildi.
4.G8 zirvesi 2013′te İngiltere’de G20 zirvesi Rusya’da yapıldı.
5.2013 Yılında AB’ye Hırvatistan 28.tam üye olarak katıldı.
6.2013 yılında Avrupa basketbol şampiyonası Slovenya’da yapıldı
7.2013 yılından itibaren Dünya bankası başkanı JimYong Kim oldu.
8.2016 yaz olimpiyatları RİO da yapılacak.
9.2013 yılı Çin’de Türk yılı olarak kutlandı
10.2013 Arap turizm başkenti BURSA seçildi.
11.2015 EXPO Fuarı MİLANO da yapılacak.
12.2018 dünya kupası Rusya’da.
13.2014 FIBA Dünya Şampiyonasına Türkiye ev sahipliği yapacak.
14.2013 AB dönem başkanları İrlanda-Litvanya’dır.
15.2013 Eurovision İSVEÇ’te yapıldı
16.2014 Dünya Kupası Brezilya’da.
17.2014 kış olimpiyatları Rusya’da.
18.Euro 2016 Avrupa şampiyonası Fransa’da.
19.Milli savaş gemimiz HEYBELİADA
20.Savaş helikopterimiz ATAK
21.Yerli tankımız ALTAY
21.İnsansız hava aracımız ANKA
22.2013 Akdeniz oyunları Mersin’de.
23.Dünya atletizm şampiyonası Moskova’da.
24.2013 kış olimpiyatları Slovenya’nın MARİBOR şehrinde.
25.2013 yaz olimpiyatları Rusya’da.
26.2013 yılı Avrupa kültür başkentleri: Marsilya(FRANSA) Kosice (SLOVAKYA)
27.2013 Medeniyetler ittifakı forumu Avusturalya’da.
28.Türkiye’nin İlk Kamu Başdenetçisi Mehmet Nihat Ömeroğlu.
29.2014 yılı Türkiye’de İran yılı olarak kutlanacak.
30.2015 yılı Avusturalya’da Türkiye yılı olarak kutlanacak
31.2015 yılı Türkiye’de Avusturalya yılı olarak kutlanacak
32.2016 Dünya botanik Exposu Antalya’da.
33.Uzaydan atlayan adam: FelixBaumgartner
34.2013 yılı AGİT başkanlığına UKRANYA seçildi.
35.Büyükşehir olan İllere bakınız.(Önemli)
36.EXPO 2020′ye aday olan ilimiz İZMİR
37.Filistin UNESCO’nun194.üyesi oldu
38.NATO’ya son dahil olan ülke Kosova
39.Plastik para sistemine geçen devlet KANADA
40.2013 güreş şampiyonası Gürcistanda.
41)Hırvatistan Avrupa Birliğine katılacaktır.
42)2013 Mart Ayında ölen Venezuela Başkanının adı Hugo ChavezDir.
43)Ulusa Seslenişin ismi Millete Hizmet Yolunda Olarak Değiştirilmiştir.
44)Medeniyetler İttifakı Viyana (Avusturya) da toplanmıştır.
45)Türkiye’nin ilk yerli eğitim uçağının ismi HÜRKUŞ’tur.
46)II. Mısır İştişare toplantısı TOBB İstanbul da toplanmıştır. 
47)Türkiye’nin 2. nükleer santrali ile Sinop’a kurulacak. Nükleer santrali Japon- Fransız şirketler ortaklaşa yapacak.
48)Mersin’de yapılacak nükleer santrali Ruslar yapacaktır.
49)Nisan 2013′de Türk Mühendisleri tarafından geliştirilen Dünya’nın ilk zırhlı ve yüzme özelliği olan dozerinin adı AZMİM(Amfibi Zırhlı İstihkam İş Makinesi)’dir.
50)Doğalgaz ve petrol aramaları için kullanılacak olan Türkiye’nin ilk sismik arama gemisinin adı Barbaros Hayreddin Paşa’dır.
51)UNESCO 2013 Dünya Kitap Başkenti Bangkok(Tayland)’dur.
52)30 Nisan 2013 itibariyle Kuveyt ile karşılıklı olarak vizeler kaldırıldı.
53)27 Nisan 2013 tarihi itibariyle Moldova ile karşılıklı olarak vizeler kaldırılmıştır.
54)TÜBİTAK’IN desteğiyle yapılan Türkiye’nin ilk Bilim Merkezi Konya’ya yapılmaktadır.
55)Nisan 2013′de düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılmıştır.
56)2013′ün son verilerine göre Avrupa Birliğine bağlı ülkelerden işsizlik oranı en yüksek olan ülke İspanya’dır.
Güzel bir KPSS sayfası ararsan: 
57)23 Nisan 2013 tarihinde düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları toplantısı Brüksel’de yapıldı. NATO Genel Sekreteri : AndersFoghRasmussen’dir.
58)2013 Nisan itibariyle ABD Dışişleri bakanı JhonKerry’dir.
59)Mart 2013′de karşılıklı olarak vizelerin kaldırıldığı ülke Belarus’dur.
60)2013 Avrupa Kültür başkenti Fransa’nın Marsilya kenti ve Slovakya’nın Kosice kentleridir.
61)Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) 2013 dönem başkanlığına Ukrayna
62)Birleşmiş Milletler 2013 yılını ‘Su Dayanışması Yılı’ ilan etmiştir.
63)Yurtdışında görev yapan tüm Büyükelçilerimizin katılımıyla her yıl düzenlenen Büyükelçiler Konferansı’nın beşincisi 2-7 Ocak 2013 tarihleri arasında, “İnsani Diplomasi” temasıyla sırasıyla Ankara ve İzmir’de düzenlenmiştir.
64)Mart 2013′de düzenlenen 13. Dünya Sosyal Forumu ilk defa bir Arap topraklarında Tunus’ta yapılmıştır
65) Haziran 2013’te düzenlenen 11. Türkçe olimpiyatlarının resmi açılışı Ankara’da yapıldı, bu yıl ki sloganı "Evrensel barışa doğru" dur.
66) Kanada merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Dominion Bond Rating Services (DBRS) de Mayıs 2013 itibariyle Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para birimi cinsinden kredi notunu BBB- ‘yatırım’ seviyesine yükseltti.
67-Nisan 2013′de Akdeniz Üniversitesi’nde dünyada ilk defa kadavradan rahim nakli yapılmıştır. Akdeniz Üniversitesi daha önce yüz nakilleri ile gündeme gelmişti. Operasyonları yapan Doktor Ömer Özkan’dır.
68-Şubat 2013′de yapılan BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya ile Almanya’dan oluşan “5+1″ grubuyla İran arasındaki görüşme KAZAKİSTAN’da yapılmıştır.
69-EKONOMİ BAŞKANLARI:
Dünya Bankası Başkanı : JimYong Kim
IMF Başkanı : ChristineLagarde
Avrupa Merkez Bankası Başkanı : MarioDraghi
Merkez Bankası Başkanımız : Erdem Başçı
Güzel bir KPSS sayfası ararsan: 
70- 23 mayıs 2013 itibariyle Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR Türkiye’nin kredi notunu BB den yatırım yapabilir seviyesi olan BBB -' ye yükselti
71- Türkiye’nin ilk yerli tasarım tanksavar füzesi UMTAS’tır. Umtaş 5 km uzaktaki hedefi başarıyla vurmaktadır.
72- Mayıs ayında İsveç’te düzenlenen 58. Eurovision şarkı yarışmasını kazanan ülke DANIMARKA dır.
73- Türkiye’nin ilk yerli üretim ve eğitim uçağı HÜRKUŞ.
74- Dünya sağlık örgütü WHO Şubat 2013’te ağır solunum yetersizliğine neden olan CORONA virüsü etkilerini dikkate alınması konusunda dünyayı uyardı.
75- Avrupa Türk iş zirvesi 3-5 Mayıs’ta KOPENHAG da yapıldı.
76- Türkiye de üretilen mayına karşı dayanıklı tankımızın adı KİRPİ’dir
77- İslam İşbirliği teşkilatının mali temas grup toplantısı 13 Mayıs 2013’te CÎDDE de toplandı."
78- 2013 de Türkiye kullanılmaya başlayan, hatta birçok devlet tarafından talep edilen Milli Savaş Helikopterimizin ismi ATAK’tır.
79- 21 Haziran-13 Temmuz 2013 tarihleri arasında düzenlenecek FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası Türkiye’de yapılacaktır. Kupanın final maçı İstanbul’da oynanacaktır.
80- 1 Temmuz 2013 tarihinde Avrupa Birliği’nin 28. üyesi olacak olan Hırvatistan, Avrupa Birliği (AB) uyum yükümlülükleri çerçevesinde, 1 Nisan 2013′ten itibaren Türk vatandaşlarına vize uygulayacak.
81- 2. Dünya Türk Forumu” Türk dünyası ve Diasporalarının yaklaşık elli ülkedeki sivil toplum liderleri, akademisyen, düşünce ve kanaat önderlerinin katılımıyla 3-5 Nisan 2013 tarihleri arasında “Türk Diasporası ve Türk Dünyası Vizyon 2023” ana başlığı altında İstanbul’da gerçekleştirilecektir.
82- 20 Nisan 2013 tarihinde yapılan Dünya Bankası ve IMF Yıllık Bahar Toplantıları ABD’nin başkenti Washington’da yapılmıştır.
83-Mart 2013′de düzenlenen 13. Dünya Sosyal Forumu ilk defa bir Arap topraklarında TUNUS’ta yapılmıştır.
84- Birleşmiş Milletler 2013 yılını ‘Su Dayanışması Yılı’ ilan etmiştir.
85- 2013 Avrupa Kültür başkenti Fransa’nın Marsilya kenti ve Slovakya’nın Kosice kentleridir.
86- Nisan 2013′de düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılmıştır.
87- 27 Nisan 2013 tarihi itibariyle Moldova ile karşılıklı olarak vizeler kaldırılmıştır.
NOT: Yakın zamanda karşılıklı olarak vize kaldırılan ülkeleri unutmayalım, muhtemelen hangisiyle vize kaldırılmamıştır diye gelir soru.
88- 30 Nisan 2013 itibariyle KUVEYT ile karşılıklı olarak vizeler kaldırıldı
89- Nisan 2013′de çöken iş merkezinde 800′den fazla kişinin öldüğü ülke Bangladeş’dir.(Dakka)
90 - 2013′de bitirilmesi planlanan Ortadoğu ve Balkanların en büyük tematik parkı olma özelliği taşıyan Anadolu Harikalar Diyarı Kayseri’de yapılmaktadır.
91 - Mayıs 2013′de düzenlenen Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’nun 38. Kongresi İstanbul’da yapılmıştır.
92 - 14-15 Mayıs 2013 tarihlerinde düzenlenen Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek üçlü Devlet Başkanları zirvesi Ankara’da yapılmıştır.
93 Mayıs 2013 itibariyle Anonim Şirket olan Ulaştırma Bakanlığına bağlı kuruluş PTT’dir.
94- Karabük Üniversitesi, Hicaz Demiryolu çalışmaları dolayısıyla Sultan II. Abdülhamit’e onursal doktora diploması verecektir.
95- Mayıs 2013′de Ulaştırma Oscar’ı olarak bilinen Toplu Taşıma için Politik Vizyon ve Yüksek Düzeyli Destek Ödülü Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a verilmiştir.(Eski ulaştırma bakanı)
96- Mayıs 2013′de düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu Ortadoğu ve Kuzey Afrika Zirvesi Ürdün’ün başkenti Amman’da yapılmıştır.
97- Mayıs 2013′de göreve gelen Türkiye Barolar Birliği’nin yeni başkanı Metin Feyzioğlu olmuştur.
98- Mayıs 2013′de düzenlenen Türkiye – AB 51. Ortaklık Konseyi toplantısı Brüksel ( Belçika)’da yapılmıştır.
99- Uşak Arkeoloji Müzesi’nden çalınan “Kanatlı Denizatı Broşu” Mart 2013′de ülkemize iade edildi..
100- Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan ve Moğolistan’ın birlikte Ocak 2013′de kurduğu askeri birliğin adı Avrasya Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri’dir.
101- 29 Mayıs 2013′de İstanbul’da temeli atılan 3. köprünün ismi Yavuz Sultan Selim Köprüsü olacaktır
102- Tusiad yönetim kurulu başkanlığına MUHARREM YILMAZ getirilmiştir.
103- 2014 Avrupa kültür başkentleri ikilisi UMEA- RİGA dır.
Güzel bir KPSS sayfası ararsan: 
104- Yüksek seçim kurulu başkanlığına SADİ GÜVEN getirilmiştir.
105- 2013 yılında Türkiye’de yapılacak olan FIFA U 20 dünya kupası tanıtımı yapan maskotun adı KANKİ
106- 2013 Avrupa yeşil başkent ödülünü Fransa’nın NANTES kenti almıştır.
107- Mayıs 2013′de ”Türk ekonomisi potansiyel sermaye kaymalarına karşı daha dayanıklı. Düşük maliyetli borçlanma nedeniyle Türk şirketleri daha rekabetçi konuma yükseldi” şeklinde açıklama yaparak ekonomimizi öven kredi kuruluşu Standard&Poor’s'dur. Ee ne demişler yiğidi öldür hakkını yeme
108- Türkiye İstatistik Kurumu’nun Şubat 2013 verilerine göre Türkiye’de işsizlik oranı %10,5′dir. Yunanistan işsizlik oranında %27’lerde dolanmaktadır. AB Ülkelerinde işsizlik oranı en yüksek ülkedir.
109- Dünya Sağlık Örgüt Mayıs 2013′de “Küresel Tütün Kontrolü Özel Prestij Ödülü”nü Recep Tayyip Erdoğan’a vermiştir.
110- Brüksel merkezli “Avrupalı Tüketicilerin Tercihi” adlı örgütün turizmciler ve tüketiciler arasında yaptığı oylama sonucunda İstanbul, Avrupa’nın en iyi destinasyonu seçilmiştir
111- Nisan 2013′de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun düzenlediği 8. Türk-Arap Ekonomi Forumu İstanbul’da yapılmıştır. 112- Mart 2013′de Türkiye’nin Onur Ülkesi olarak katıldığı Gayrimenkul Yatırım Fuar’ı Fransa’nın Cannes şehrinde yapıldı.
113- Nisan 2013′de Tiyatro Eleştirmenleri Birliği tarafından düzenlenen ödül töreninde yılın tiyatro ödülünü Mehmet Birkiye’nin yönettiği Sessizlik adlı oyun almıştır


56 Yaşında Hayat Gözlerini Yuman Milyarder Steve Jobs'un Yazdığı Son Yazı

İş yaşamında büyük başarılara ulaştım. Kimilerinin gözünde yaşamım başarının simgesi, fakat işin dışında çok az neşem oldu benim. İşin sonu...